|
Epilepsili Çocuk-Aile ve Hekim
Doç. Dr. Güzide Turanlı, H.Ü.T.F
İlk kez epilepsi tanısı alan bir hastanın ailesi ile hekim
arasında güven oluşması hastanın tedaviye uyumunda oldukça
önemli faktörlerden birisidir. Bu nedenle ilk tanı alan hastalarda
aileye onların anlayabileceği şekilde hastalığın tanımlaması
yapılmalı, niçin ilaç başlandığı ve ne gibi yan etkilerinin
olabileceği, ne sıklıkla takip yapılacağı ve nelere dikkat
etmeleri gerektiği anlatılmalıdır. Halk arasında "sara" adı
verilen bu korkunç hastalıkla ilgili kafasında pek çok olumsuz
düşünce olan ailelere yeterince açıklama yapılmalı ve kaygıları
giderilmeli, bu konuda yalnız olmadıkları anlatılmalıdır.
Bu amaçla açıklanması ve dikkat edilmesi gereken konulara
değinilecektir.
Epileptik nöbetlerin beynin kuvvetli ve hızlı bir elektirik
akımı ile kaplanması sonucu oluşan kısa ve geçici bir durum
olduğu, ruh ya da akıl hastalığı olmadığı ve bazı nadir durumlar
dışında zeka geriliğine yol açmadığı anlatılmalıdır.
Aile çocuğunda ortaya çıkan bu duruma neyin neden olduğunu
merak edecektir. Çoğunlukla epilepsinin bir açıklamasının
bulunamadığı çocuklar dışında epilepsiye yol açan nedenlerin
neler olduğu şöyle özetlenebilir.
*Kromozom hastalıkları, yapım maddeleri ile ilgili değişiklikler
içeren metabolik hastalıklar, bazı enzim eksiklikleri gibi
doğuştan gelen nedenler.
*Gebelikte fetüsün beyin gelişimini etkileyen mikrobik hastalıklar,
annenin ilaç ve alkol alımı.
*Doğum sırasında meydana gelebilecek beyin zedelenmesi, kanaması
ve beynin oksijensiz kalması.
*Doğum sonrası menenjit, beyin iltihabı.
*Kazalara bağlı beyin zedelenmesi.
*Beyin tümörleri.
*Uzun süren ateşli havaleler.
Bazen nöbetler, sebep olan olaydan hemen sonra ortaya çıkabildiği
gibi bir çok vakada da nöbetlerin nedenlerini en modern araştırma
yöntemleri ile dahi bulabilmek mümkün olmayabilir.
Epilepsi çocuklarına kendilerinden mi
geçmiştir?
Bir çocukları daha olursa onda da epilepsi
gelişme ihtimali var mıdır?
Her iki soruya da verilebilecek cevap büyük oranda hayır olacaktır.
Ancak hem anne hem de babanın ailesinde epilepsi olduğuna
dair bulgu, ya da tek bir tarafta epilepsi hikayesi ile birlikte
anne-baba akrabalığı varsa ve özel bazı epilepsi türlerine
sahiplerse kalıtımın rolü olduğu söylenebilir. Bu konuda her
hastanın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği söylenir.
Epilepsi tedavi edilmeli mi?
Ailenin aklına gelecek bir soruda tedavinin gerekli olup olmayacağıdır.
Epilepsi, mutlaka doktora başvurulmasını ve doktorun gerekli
gördüğü sürece kontrol altında kalmayı gerektiren bir hastalıktır.
Bu epilepsinin ömür boyu devam edeceği şeklinde algılanmamalıdır.
Epilepsinin bazı türleri hasta belli yaşlara geldiğinde kendiliğinden
tamamen düzelebilirler ve bunlarda ilaç tedavisine gerek duyulmabilir,
ancak bu kararı doktor vermelidir.
Nöbetlerin tekrarlaması ve bir nöbetin 30 dakikadan uzun
sürmesi (status epileptikus) hali beyinde oksijensiz kalmaya
bağlı bazı etkilere yol açabilir ve her nöbet bir sonrakinin
ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Tedavisiz kalan küçük
nöbet türlerinin bir süre sonra büyük nöbetlere dönüşmesi
mümkündür ve nöbet geçirme anında hastanın maruz kalabileceği
tehlikeler vardır. Bunlar merdivenden düşme, kişi sokakta
ise trafik kazası, suda boğulma, vb.dir. Yukarıda sayılan
tüm bu nedenlerle epilepsi mutlaka müdahale edilmesi gereken
bir durumdur.
Epilepsinin en önemli tedavi şekli ilaç tedavisidir. Epilepside
kullanılan ilaçlar beyin hücrelerinin aşırı uyarılma durumunu
baskılayarak nöbetlerin oluşunu engeller. Epilepsi ilaçları
hergün, önerilen dozda ve saatlerde çok düzgün bir şekilde
kullanılmalıdır. Anne-babaların sık yaptıkları yanlışlıklar;
*örneğin sabah dozu unutulduğunda akşam her iki dozun birlikte
verilmesi veya *dozların çok dakik verilebilmesi amacıyla
çocuğun uyku düzeninin bozulması gibidir. Bu uygulamalar hastaya
yarar sağlamaz. İlacın veriliş saatlerinde yapılacak 30-60
dakikalık oynamaların zararı yoktur. Çocuğun yaşı, kilosu,
nöbet tipi göz önüne alınarak ilaçları seçilmiştir. İlaçların
düzenli ve tarif edildiği gibi kullanılması çok önemlidir.
Kullanılan bu ilaçların hastalığı tamamiyle geçirmediği, ancak
nöbet gelmesini önlediği ya da sayısını azalttığı belirtilmelidir.
Bu nedenle aylardır nöbet olmuyor diye ilaç miktarı azaltılmamalı
ya da kesilmemelidir. İlacın ne zaman kesileceğine ya da değiştirileceğine
ancak doktorun karar verebileceği anlatılmalıdır. Bazen kullanılan
tek bir ilaç nöbeti kontrol altına almayabilir. O zaman ikinci,
bazende üçüncü ilaç ilave edilebilir. Geçirilen nöbetlerin
ve aldığı ilaçların kaydını tutarak doktora yardımcı olabilecekleri
anlatılmalıdır.
Epilepsi tedavisinin düzgün bir biçimde sürdürülmesi halinde
de nöbetler devam edebilir. Tıbbın dev adımlarla ilerlediği
dünyamızda hiçbir hekim epilepsili bir çocuğun anne-babasına
tedavi ile nöbetlerin % 100 kaybolacağını garanti edemez.
Halen ilaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi türlerinde
cerrahi tedavi şansı vardır ve bu uygulama ülkemizde de her
geçen gün gelişmektedir.
Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların
yan etkileri var mıdır?
Evet, hastalıkların tedavisinde kullanılan tüm ilaçların olduğu
gibi epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların da (özellikle
uygun kullanılmadıkları zaman) hastada bazı yan etkileri olabilir.
Unutulmamalıdır ki tedavi şeması düzenlenirken yaşa, nöbet
tipine en uygun ilaç yan etkilerini en az düzeye indirecek
dozlarda belirlenir.
Bazı epilepsi ilaçları tedavinin başlangıcında uyku hali,
sersemlik, dengesizlik, ciltte döküntüler gibi yan etkilere
neden olabilir. Bu tür yan etkilerin görülmememesi için ilaçları
küçük dozlarda kullanmaya başlayarak zaman içinde doz artırmanın
tercih edildiği anlatılır. Bazen de tedavinin ilerleyen yıllarında
iştah artışı, şişmanlama, saç dökülmesi, diş etlerinde kabarma,
aşırı hareketlilik, kıllanma vb. gibi yan etkiler görülebilir.
Doktorunuz, kullanılan ilacın çocuğunuzda yarattığı yan etkileri
ve onun epileptik nöbetleri üzerindeki etkisini yakından ve
bilinçli olarak izleyen kişi olduğundan uygun aralıklarla
muayene ve gerekli laboratuvar tetkikleri ile çocuğunuzu koruyacak
önlemleri alacaktır. Bu durum "komşu çocuğuna iyi gelen
ilacın" sizin çocuğunuz için kullanılmaması gerekliliğini
anlatan en önemli sebeplerden biridir.
Epilepsi tamamen geçer mi?
Ailelerin en çok sorduğu sorulardan biriside budur. Bu soruya
kesin bir cevap vermek imkansızdır. Çoğu vakada bu durum adölesan
döneme geldiğinde geçebilir. Diğer vakalarda ise nöbetler
maalesef hayat boyu sürer. Herbir birey için gelecekteki durumu
şimdiden tahmin etmek mümkün değildir. Eğer nöbetler 2-4 yıl
görülmezse, yapılacak genel bir durum değerlendirilmesinden
sonra verilecek kararla ilaç/ilaçlar 6-8 ay gibi uzun bir
sürede kesilebilir. Böylece olayın tekrarlanıp tekrarlanmayacağı
beklenebilir. Nöbetler tekrarlamayabilir, ancak tekrarladıkları
takdirde yeniden ilaç tedavisine geçilecektir.
Epilepsi çocuğun hayatını nasıl etkiler?
Epilepsi kesinlikle utanılacak bir hastalık olmadığından çocuğunuzla
çok sık görüşen ya da birlikte vakit geçiren insanların durumu
bilmelerinde hiç bir sakınca yoktur. Önemli olan çocuğunuzun
epilepsisinin olması dışında yaşıtlarından hiçbir farkının
bulunmadığının bilinmesidir. Çocuğunuzun sorumluluğunu sizlerle
birlikte paylaşan öğretmeni, okul hemşiresi, servis sürücüsü,
antrenörü vb. gibi büyüklerin ve çok yakın bazı arkadaşlarının
da epilepsi konusunda hiç olmazsa genel bir bilgiye sahip
olmaları gerekir. Ne olup bittiğini bilmeyen kişiler böyle
bir nöbeti seyretmekle korkabilir ve çocuğa yardım edemeyebilirler.
Öncelikle vurgulanması gereken nokta epilepsinin ruh ve akıl
hastalığı ile hiçbir ilgisi olmadığıdır. Epilepsili çocukların
çoğu normal zekaya sahiptir. Bazıları okulda ortalamanın üzerine
bile çıkarlar. Epilepsinin ağır beyin hasarı ile birlikte
olduğu bazı durumlarda (% 20) zihinsel gelişme bozulabilir.
Epilepsinin çocuğunuzun hayatını bazı konularda etkileyeceğini
kabul etmelisiniz. Pilot olamaz, yükseklerde çalışamaz ama
üniversite dahil olmak üzere istediği okula gidebilir. Doktor,
avukat, iş adamı, profesyonel sporcu, balerin, fizikçi olmaması
için hiçbir neden yoktur. Epilepsisi olan insanlar evlenebilir,
çocuk sahibi olabilir ve normal bir hayat yaşayabilir. Gerçekten
çocuğunuzun yapamayacağı çok az şey vardır.
Dünyanın tarihi gidişini değiştiren nice ünlü insan epileptikti.
Örneğin Julius Sezar, Büyük İskender, Napoleon Bonaparte gibi
generallerin bu tür kişilerden olduğuna inanırmıydınız? Bu
kişiler o dönemde günümüzün tıbbi bilgilerine sahip olunmamasına
rağmen pek çok iş başarmışlardır. Ayrıca Dostoyevski, Gustave
Flaubert ve Dante gibi büyük yazarlar, adına ödüller verilen
Alfred Nobel, Tchaikovsky, Van Gogh, Buddha ve St. Paul de
epilepsili idi.
Dikkat edilmesi gereken hususlar var
mı?
Epilepsili çocuğun da herkes gibi dengeli beslenmeye gereksinimi
vardır. Hastalığından dolayı fazladan vitamin ve mineraller
almasına gerek yoktur. Kolalı ve alkollü içecekler, çikolata,
boyalı şekerlemeler, çay, kahve aşırı miktarda alınmamalıdır.
Işığa duyarlı epilepsi türlerinde çocukların çok yakın mesafeden
karanlık odada televizyon seyretmesi, bilgisayar oyunları
ile uzun süreli oynaması engellenmelidir. Diğer epilepsi türlerinde
böyle bir kısıtlamaya gerek yoktur. Ayrıca aşırı uykusuzluk,
ateşli hastalıklar, güneş altında uzun süre kalmak, uzun süren
açlık ve kafaya gelebilecek darbeler gibi bazı durumlar nöbetin
ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir, bunlardan kaçınılmalıdır.
Spor yapabilir mi?
Çocuğunuzun pozitif tarafının belirgin hale getirilmesine
gayret ediniz. Her insanın bir kuvvetli tarafı vardır. Çocuğunuzun
o tarafını geliştirirseniz kendine güveni artar. Sporda, müzikte,
resim çizmede ve benzer konularda yeteneği varsa, özendirilmelidir.
Hastalığı bahane ederek, çocuğunuzun yapabileceği sporları
ve işleri ihmal etmesine müsade etmeyiniz. Düzenli fizik aktivite
herkes için yararlıdır. Gerçekten de epilepsili hastalar spor
faaliyetlerine katıldıkları zaman kendilerini daha iyi hissettiklerini
ve daha az sayıda nöbet geçirdiklerini söylemektedir. Spor
faaliyetlerine katılmakla sağlanan faydanın, yine aynı nedenle
ortaya çıkabilecek tehlikelerden kat kat üstün olduğu açıktır.
Tehlike herkesin hayatında şu veya bu zamanda mevcuttur.
Bu tehlike epilepsi hastasında zaman zaman sıradan bir insanınkinden
daha fazla olabilir ama, hastanın normal hayattaki faaliyetlere
katılmasıyla sağlanacak fayda bu tehlikenin göze alınmasına
yol açacak kadar fazladır. Özellikle çocuklarda olmak üzere
hastanın diğer insanlarla karşılıklı ilişkiler kurması ve
onların yaptıklarını yapması, onun diğerlerine ihtiyacı olmayan,
üretken bir büyük olması yolunda atılacak çok önemli bir adımdır.
Nöbetleri kontrol altındaki çocuklar gerekli, mantıklı önlemler
alındığı takdirde spor yapabilirler. Aletli jimnastik, ağır
fiziksel efora yol açan aktiviteler ve sık kafa darbelerine
açık olan sporlar epilepsisi olan çocuklarda tercih edilmemelidir.
Bisiklete trafiğin yoğun olmadığı alanlarda, mutlaka kask
takarak binmelidir. Yüzme ve sörf türü sporlar ancak çocuğun
durumunu bilen bir erişkinin gözetiminde yapılmalıdır. Tenis
ve futbol, tramplen atlamadan daha güvenli sporlardır.
Nöbet anında yapılması ve yapılmaması
gereken bazı basit kurallar :
Büyük bayılma şeklinde nöbet geçirmekte olan çocuğunuza yapılacak
şey onu olabilecek zararlardan korumak ile sınırlıdır.
*Sakin olun, çocuğun yanından ayrılmayın, yardım gerekiyorsa
bir başkasını bu işle görevlendirin.
*Çocuğu yere yatırın, etrafındaki sivri maddeleri ortadan
kaldırın.
*Çocuğu yan döndürüp tükrüğünün dışarı akması ve daha rahat
nefes alıp vermesi için başını hafif yana çevirin.
*Elbiselerini gevşetin, şayet takıyorsa gözlüklerini çıkartın,
hastanın dilini ısırmasını engellemek amacıyla elle veya bir
cisimle çeneyi açmaya çalışmayın, ağzına hiçbir şey koymayın.
Ancak ağızdaki yiyecek maddelerinin çıkartılmasına yardımcı
olun.
*Üzerine su dökmeyin, zorla nefes aldırmaya çalışmayın, çocuğu
sallayarak ya da yüzüne vurarak, bazı maddeler koklatarak
uyandırmaya çalışmayın.
*Nöbet esnasında ilaç vermeye çalışmayın, doktorunuzun önerileri
dışında kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik hiçbir şey
yapmayın.
*Unutmayın ki nöbet sonrasında çocuk yorgun, ne yapacağını
bilmez haldedir, bu aşamada elinizden geldiğince sakin bir
şekilde teskin ederek bu durumun düzelmesini bekleyin, güven
verici olun.
*Nöbetler hakkında verebileceğiniz tüm bilgiler hem çocuğunuza,
hem de doktorunuza yardımcı olacağından dikkatli bir gözlem
daha sonra doktorunuzun sorularını cevaplamada çok işe yarayacaktır.
*Akıllıca gözlemek akılsızca müdahele etmekten daha yararlı
olacaktır.
*Nöbet 5 dakikadan uzun sürerse ya da kısa bir süre sonra
tekrarlarsa doktorunuza haber verip tavsiyelerine uyun ya
da en yakın sağlık merkezine başvurun.
*Unutulmamalıdır ki tehlikeli görünümüne rağmen epilepsi nöbeti
öldürücü değildir.
Anne-babalara özel not:
Çocuğunuzun durumunu değerlendirmede gerçekçi olmaya gayret
ediniz. Çocuğunuza karşı anlayışlı olunuz. Çocuğun kendisini
epileptik değil de epilepsisi olan (diabeti, hipertansiyonu,
tüberkülozu olan vb.) bir kişi olarak görmesini sağlayınız.
Genellikle pekçok epilepsili çocuğu davranış ve kişilik açısından
diğer çocuklardan ayırt etmek mümkün değildir. Epilepsi nöbetleri
genellikle dış faktörlerden etkilenmezler ve ansızın ortaya
çıkarlar. Çocuğun üzülmesi, isteğinin yerine getirilmemesi,
iştahsızlık, çok terleme veya terli halde su içme gibi durumlar
nöbetlerin oluşmasında rol oynamazlar. Bu nedenle anne-babanın
kendilerini suçlamalarına ve aşırı koruyucu ve kollayıcı davranmalarına
gerek yoktur. Bu tutum çocuktaki girişimciliği önler ve aşırı
korunan bir çocuk toplum içinde anne-babası gibi koruyucular
bulamayacağı için geçimsiz bir erişkin olmaya adaydır. Aşırı
koruma epileptik çocuk için olduğu kadar, kardeşleri tarafından
kıskanılmasına yol açacağından diğer kardeşler açısından da
sakıncalıdır ve aile içi sorunlar yaratacaktır. Epileptik
çocuğunuza ilginiz, diğer çocuklarınıza olan ilginizden az
veya çok olmamalıdır. Ona özel muamele yapmayın. Sevginizi,
disiplin anlayışınızı, dikkat ve ihtimamınızı eşit bölüştürün.
Birine bir sorumluluk verdiğiniz zaman, diğerlerine de ona
benzer bir sorumluluk verin. Şüphesiz bu sorumluluklar yaşlarına
ve yeteneklerine uygun olmalıdır. Epilepsisi olan çocuğunuza
gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur. Ailenin tüm
fertleri bu durumu olgunlukla ve tebessümle karşılamalıdır.
Çünkü koşulacak mesafe uzundur.
Çocuğunuz için her şeyin mükemmel olmasını isteyen sizler
için epilepsi tanısı önceleri bu rüyanızı yıkan kabus gibidir.
Çoğu anne-baba gibi siz de kendi kendinize "Neden benim
çocuğumun epilepsisi var? diye soruyor, bazen kızgınlık, bazen
de suçluluk duyuyorsunuzdur. Bunları hissetmeniz gayet doğaldır.
Hislerinizi yenmeye çalışmanız çocuğunuza yardım etmenizi
kolaylaştıracak ve ailenin beraberce olgunlaşmasını ve yakınlaşmasını
sağlayacaktır. Anne baba hislerini kendi aralarında açıkca
konuşmalı ve gerekirse doktorundan yardım istemelidir.
Çocuğunuza karşı karşıya kaldığı sorunu anlatırken yaşını
dikkate alın. Çocuğunuz nöbetlere yol açan bir hastalığı olduğunu
bilmelidir. Olayın nedenlerini anlayabileceği kadar anlatın.
Üç-dört yaşlarındaki çocuklar bile beynin vücudumuzun merkezi
olduğunu ve değişik organlarımıza yapılmasını istediği şeyler
hakkında emirler gönderdiğini anlayabilirler. Ancak bazen
beynin gönderdiği acayip emre vücudumuz uymak istemese bile
itaat etmek zorundadır. İşte kasılmaların nedeni budur. Ancak
çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun sorunun hem bugün hem de
yarın geçmeyeceğini öğrendiği zaman hissedeceği olumsuz duygulara
karşı onu rahatlatmak zorundasınız. Size "Neden ben?"
diye soracaktır. Sizin olayı kabullenmedeki beceriniz, gerek
kendi gerekse çocuğunuzun hislerini kontrol edebilmeniz, çocuğunuzun
söz konusu duruma karşı reaksiyonunu çok etkiler. Bu aşamada
kendisi gibi krizleri olan bir çocukla buluşturmanın kendisine
güvenini artırması açısından büyük yararı olacaktır. Bir kez
daha vurgulayalım: kızmak, suçluluk hissetmek veya gelecekten
korkmak gayet doğaldır. Her sorununuzu doktorunuzla görüşünüz.
Epilepsi bir derttir, ancak dünyanın sonu demek değildir.
Siz çocuğunuzdaki epilepsiyi yok saymaz, bundan ürkmez, bu
durumu mutluluğunuzu alt üst eden bir felaket olarak görmezseniz
çocuğunuzun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından gerekli temel
koşulları oluşturabilirsiniz. Ancak bu koşullarda doktorunuz
bilgi ve becerisini başarılı olarak uygulayabilir. Tıbbi durumunuzu
konuşacağınız tek kişi doktorunuz olmalıdır. Her şeyi tek
başınıza çözmeye çalışmak sizin için zor olacaktır. Böyle
davranmak zorunda değilsiniz. Çevrenizde dostlarınız var.
Ayrıca unutmayınız ki her çocuk gelecekte, toplum içinde kendi
yerini alacaktır. Ona sorunu ile barışık yaşamayı öğretebilirseniz,
topluma mutlu ve başarılı bir insan kazandırmış olursunuz.
|