
TÜRKİYE ÇOCUK NÖROLOJİSİ DERNEĞİ

Hazırlayanlar:
Dr.İnci Yıldırım, Hacettepe Ü.Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
Prof Dr. Banu Anlar, Hacettepe Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bölümü banlar@hacettepe.edu.tr
Prof. Dr. Ferhunde Öktem, Hacettepe Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı Anabilim Dalı
Çocuk Gelişim-Eğitimi Uz. Birgül Ural Bayoğlu, Hacettepe Ü. İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi
Dr.Göknur Haliloğlu, Hacettepe Ü.Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bölümü
SIK KARŞILAŞILAN ENFEKSİYONLAR AŞILAR ATEŞ
KONAK PİŞİK GAZ SANCISI SÜNNET KABIZLIK İSHAL İDRAR KAÇIRMA
OKUL BAŞARISI DİKKAT EKSİKLİĞİ ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
Çocuklar küçük boyuttaki erişkinler değil, vücutları ve beyinleri süratle gelişen varlıklardır.
Yenidoğan bir bebek yaklaşık 3 kiloluk sevimli, tamamen size bağımlı bir canlı iken yaşamın ilk yılının sonunda ağırlığı bunun üç katına çıkar, boyu ise %50 artar ve bu süre içinde konuşmaya başlar, isteklerini ve duygularını size anlatmayı öğrenir, hatta yürümeye başlar.
Daha sonraki yıllarda boy- kilo ve becerilerdeki artışlar bu kadar süratli olmasa da zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişmesi çok hızlıdır.
Çocuğunuzun bebeklikten ergenliğe kadar;
Düzenli olarak boy-kilo ve baş çevresinin ölçüldüğüne ,
Aşılarının tam yapıldığına,
Zihinsel işlevlerinin, konuşma ve hareketlerinin yaşına uygun gelişip gelişmediğinin ara sıra doktor tarafından kontrol edildiğine,
Bağımsız bir yaşam sürebilecek şekilde yaşama hazırlandığına emin olunuz.
Bu konularda çocuk hekimleri en büyük yardımcınız olacaktır.
Büyüme ve Gelişme terimi bebeklik ve çocukluk çağları boyunca oluşan fiziksel değişiklikleri ve ayrıca duygularda, kişilikte, davranışlarda, konuşma ve düşünme biçimindeki değişiklikleri kapsar.
Çocuğunuzu hasta olduğunda doktora götürmenin dışında, belirli aralıklarla kontrol muayenelerine götürmeniz önerilir. Bu gidişlerinizde çocuğunuz:
Muayene edilir,
Gereken aşıları yapılır,
Büyüme ve gelişmesi izlenir,
Sorunlar ciddi boyutlara ulaşmadan farkedilir,
Sağlık ve güvenlik konularında bilgilenmeniz sağlanır,
Beslenme ve spor konuları gözden geçirilir,
Acil durumlar ve hastalıklar için neler yapılacağı görüşülür,
Okulda öğrenme ve arkadaşları ile ilgili sorunlardan sözedilebilir.

Sağlam çocuk hangi sıklıkla kontrole gelmelidir?
Çocuk doktorunuz size sağlam çocuk muayene çizelgesi verecektir. Amerikan Pediatri Akademisi’nin önerisi şu şekildedir:
·Yenidoğan: İlk 48-72 saatte
2 ya da 4 haftalık
2 aylık
4 aylık
6 aylık
9 aylık
12 aylık
15 aylık
18 aylık
3-21yaşlar arasında her yıl
Gelişim:
İLK MUAYENELERDE ÖNEMLİ NOKTALAR:
İlk kaka : Bebek ilk kakasını ilk 48 saat saat içinde yapacaktır. Bu normalden daha koyu, yeşilimsi renktedir. Mekonyum adı verilir.
Yenidoğanın refleksleri:
Moro refleksi bebeğinizin ani ses ya da harekete karşı başını geriye atıp, kollarını ve bacaklarını açıp genelde ağlayarak tepki vermesi, daha sonra kollarını ve bacaklarını tekrar kendisine doğru çekmesidir. Bazen bebeğin kendi ağlaması da bu refleksi başlatabilir. Moro refleksi bebek 5 - 6 aylık olduğunda kaybolacaktır.

Yakalama refleksi bebeğin el ya da ayak içine dokunulduğunda parmaklarını kapamasıdır. İlk birkaç ayda kaybolur.

Sarılık: Bebeğinizin cildinde ve gözlerinde sararma fark ettiğinizde mutlaka doktorunuza başvurun.
Sünnet Penis ucu dar olan çocuğun sünnetinin daha erken ya da geç yapılması gerekir mi?Fimosis dediğimiz, idrar yolu (üretra) ağzındaki derinin dar olması anlamında gelen ve idrar yolu enfeksiyonları için risk oluşturan bu durumda; eğer enfeksiyon oluyorsa vakit geçirmeden sünnet yapılması gerekir.
Göbek bakımı, düşmesi: Bebeğinizin göbeği 10-15 gün içerisinde kendiliğinden düşecektir. Daha uzun sürdüğünde doktorunuza başvurunuz. Göbeği düşmeden banyo yaptırmayınız. Bir parça pamuğu alkol ile ıslatıp göbeğine sürebilirsiniz. Göbekten akıntı, koku olduğunda hemen doktorunuza başvurunuz.
Vajinal kanama: Anneden geçen hormanların etkisi ile yenidoğan kız bebeklerde vajinal kanama erken dönemde görülebilir. Fakat uzun sürerse ve başka yerlerden de kanama tesbit edilirse doktorunuza başvurunuz.
Göğüsler: Bazı bebekler doğduğunda göğüsleri belirgin olabilir. Bu durumu gebelikte anneden bebeğe geçen hormonlar yaratmaktadır. Hiçbir şey yapmaya gerek olmadan kendiliğinden geçecektir. Ovuşturma, sıkma, orada iltihaba yol açabileceği için tehlikelidir.
Tarama testleri: Aşağıda belirtilen, ilk 2 haftada yapılan taramalar yaşam boyu beden ve akıl sağlığı yönünden çok önemlidir:
Hipotiroidi: Bir iç salgı bezi olan tiroidin az çalışması sonucu gelişen bir hastalık olup erken tanı ve tedavi gelişme ve zeka geriliklerini önler.
Fenilketonüri: Zeka geriliği ile seyreden bir metabolik hastalık olup erken tanı ile tedavi edilebilir.
İşitme: Doğuştan olan işitme kayıplarının aile ve hekim tarafından farkedilmesi gecikebileceğinden her yenidoğan bebeğin işitme taramasından geçmesi gerekir.
Gelişimsel kalça kusurları: Doğumsal kalça çıkığı bakımından muayenesinin yapıldığına emin olunuz.
Aşılama: Özel koşullar hariç ilk 2 haftada aşılama yapılmaz
ÖNERİLER
Yatış biçimi: Eski bildiklerimizin tersine, bugün bebeklerin sırt üstü yatırılması tavsiye edilmektedir. Daha önce yüzükoyun yatan bebeklere göre ani bebek ölümü sendromuna daha az rastlanması nedeniyle daha güvenli ve sağlıklı bulunmaktadır. Bebekler beslendikten sonra bir miktar kusabilirler, o yüzden gazı çıkarılmadan yatırılmamalı ve uyuma saatinde de yatağına yatırılarak kendi başına uyuması beklenmelidir.
Nedeni ne olusa olsun bebeğiniz ağladığında ona sevgiyle dokunup onunla konuşmanız size güvenmesini ve sevginizi hissetmesini sağlayacaktır.
Banyo: Bebeğinizin göbeği düştükten sonra sıklıkla banyo yaptırabilirsiniz, ama emzirme öncesinde (açken) yaptırmalısınız.
Prematüre (erken doğan) bebekler: Bebeğiniz prematüre ise ağlama ve emmesi daha zayıf olacaktır. Emerken çabuk yorulacaktır. Sarılık daha uzun sürede kaybolacaktır. Deri ince olduğu için vücut sıcaklığını koruyamayabilir: çabuk üşür ve mikroplara karşı direnci daha azdır.
Bebeğinizin ilk aylar boyunca ihtiyacı olan tek besin kaynağı anne sütüdür. Emzirme bebek için olduğu kadar anne için de vazgeçilmez bir sağlık koruma faktörüdür. Arama refleksi; bebeğin ağız kenarına dokunulduğu ya da okşandığında ortaya çıkar. Bebek dokunulan tarafa başını çevirir ve ağzını açar. Arama refleksi bebeğin anne memesini ya da biberonu bulmasına yardım eder. Prematür bebeklerde emme refleksi daha zayıf olacaktır ve bebek emerken daha çabuk yorulacaktır. Beslenirken arada gazının çıkarılması, emmeye devamı kolaylaştırır.
Anne süt, yoğurt, yumurta, et, tavuk gibi proteinli besinler ve bol miktarda sıvı gıda almalıdır. Anne beslenmesine dikkat ettiği ve emzirmeye devam ettiği sürece sütü artacaktır.
Anne sütünün yetersiz olduğunun düşünülüp hemen ek mamaya başlanması:
Yenidoğan bebeklerin fiziksel ve zihinsel gelişmeleri, hastalıklardan korunmaları için anne sütü büyük önem taşır. Hazırlanma ve saklanma sorunlarının olmayışı, ucuzluğu, istenilen her yerde verilebilmesi anne sütünün seçilmesindeki etmenlerden yalnızca bazılarıdır. Anne sütü doğumdan sonraki ilk günlerde fazla miktarda salgılanmamakta, fakat 3. gün ve 3. haftada artmaktadır. Buradaki en önemli etmen, annenin emzirmek istemesi ve bebeğin emmesidir. Eğer bebeğin emmesini engelleyecek bir sorun varsa (dudak, damak yarığı gibi) ya da anne çalıştığı için emziremiyorsa o zaman anne sütü sağılıp buzdolabında saklanabilir. Buzdolabından çıktıktan sonra oda sıcaklığına gelince bebeğe verilebilir.
Eğer bebeğin düzenli takiplerinde tartısı artıyor ve günde en az beş kez idrar yapıyorsa anne sütü yetiyor demektir. Ek su ya da mamaya gerek yoktur. Düzenli doktor kontrolünde olan bebeğe gerekirse doktor tarafından uygun mama da alması önerilir. Aylık kontrollerinde iyi tartı alan bebeklerin ilk 4-6 ayda yalnız anne sütü ile beslenmeleri önerilmektedir.
§ Bebekler ne kadar sıklıkla emzirilmeli, gece uyandırılıp emzirilmeli mi?
Bebekler doğdukları ilk günlerde daha sık emmek isteyeceklerdir. Her ağladıkça, emmek istedikçe emzirilebilir. Emzirmenin ilk 15 dakikasında bebek açlığının yüzde 70’ini giderecek kadar emer. Geriye kalan 10 dakika içinde hem keyif yapar, hem de kalan açlığını giderir. Bebekler uyuduklarında en geç dört saatte bir emzirilmelidirler. Bunun için de yüzünü ıslak bir mendille silerek, ya da kucağımıza alıp başını ve sırtını destekle kaldırarak uyanmasını sağlayabiliriz.
§ Bebeklere inek sütü verilmesi nasıl olmalıdır?
İnek sütü proteinleri bebeklerin mide-barsak kanalında alerjik etki yaratabileceğinden ilk bir yılda inek sütü önerilmez.
Bebekler görür mü?
Yenidoğan bebek ilk günlerde ışığı, daha sonra insan yüzü gibi açık renkli ve canlı görüntüleri görür. Bir aylık olduktan sonra bunlar hareket edince kısa süre izler; bu süre gitgide artar ve üç ay içinde bir yandan diğerine gözlerini çevirerek izleyebilir.
Deride lekeler:
Bebeklerde sırtta ve kalça bölgesinde gri-mavi lekeler bulunması normaldir.
Bıngıldak: 6 ay-18 ay arasında kapanabilir. Daha erken ya da daha geç olursa doktorunuzun görüşünü alınız.
Kusma: Beslendikten sonra bir miktar kusma genellikle normaldir. Ancak sık ve fazla olan kusmalar, bir hastalık belirtisi olabilir. Mide içeriğinin yemek borusuna geçebiliyor olduğuna ve küçük miktarlarda akciğerlere kaçabileceğine işaret edebilir. Tekrarlayan öksürüklere yol açabilir. Mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Konak:Bebeğin başında saçlı deride sarımsı kabuklanmalar şeklinde görülür. Bebek yağı ya da zeytinyağı ile yumuşatılıp ince bir tarakla dikkatle taranarak çıkarılabilirler. Genellikle ilk 6 aydan sonra azalırlar.
Pişikler:Bunların bir kısmı bebeğinizin cildinde hazır bezlerin, sabunun ya da bebek kreminin yarattığı bir zedelenmeden kaynaklanabilir. Kullandığınız malzemeyi değiştirerek bunu kolayca deneyebilirsiniz. Ayrıca bebeğin altını sık değiştirmek, günde birkaç kez su ile yıkamak, yine günde birkaç kez açık bırakmak yerinde olur.
Bazan pişik bölgelerine mikroplar yerleşerek kızarıklıkta artmaya, iltihaplı ya da pullu görünüme yol açabilir. Bu durumda doktorunuza danışarak tedavi ettiriniz.
Pamukçuk:
Enfeksiyonun etkeni Kandida adı verilen bir mantardır. Bu mantar normalde ağız ve vajinada yaşar ve sorun çıkarmaz. Fakat vücudun dengesi hastalık, antibiyotik kullanımı ve hormonal değişiklikler gibi nedenlerle bozulduğu zaman mantar için uygun olan koşullar oluşur.
Pamukçuk sağlam bebek için tehlikeli değildir, ancak ağızda acıya yol açabilir: bu nedenle bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız doktora başvurun. Teşhis koymak için çoğunlukla muayene yeterli olmaktadır.
Sağlıklı bir yenidoğan genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa bazı mantar ilaçları iyileşme sürecini hızlandırabilir.
Annede bir vitamin eksikliği yoksa anne sütü alan bebekte ilk 6 ay içinde vitamin eksikliği beklenmez, sadece D vitamini için güneşe çıkarılması gerekir. Altı aydan sonra doktorun önereceği bir vitamin verilmelidir.
Gaz sancısı:Sağlıklı gözüken, ateşi olmayan, iyi emen bir bebekte genellikle akşama doğru ve gece başlayan fazla ağlama durumunda gaz sancısından şüphelenilir. İlk 3, en fazla 6 ay içinde görülen, sonra düzelen bu durumun teşhisi için bebeğin doktor tarafından görülüp bu ağlamalara yol açabilecek başka bir sorununun olmadığından emin olunması gerekir.
Belirli bir ilacı bulunmamakla birlikte bebeğin beslendikten sonra gazının çıkarılmasına özen gösterilmesi, karnına masaj yapılması, ısıtılmış havlu konulması, kucakta dik dolaştırılması ya da anne otururken kucağında öne-arkaya sallanması yararlı olabilir.
Altı ay-4 yaş arasındaki çocuklarda elinden oyuncağı alınınca ya da herhangi bir başka nedenle ağladığında nefesini tutma, morarma, hatta bayılma olabilir. Genellikle beyindeki bir kusurdan ya da hastalıktan kaynaklanmamaktadır. En sık nedenlerinden biri kansızlıktır. Doktorunuz bu konuda gereken tetkikleri yapacak ve tedaviyi yönlendirecektir. Ağlamaması için bebeğinizin her istediğini yapmaktan kaçınınız: bebeğinizde bu alışkanlığın yerleşmesine yol açabilir.
İlk 4-6 ay sadece anne sütü vermeye çalışınız (geniş bilgi için tıklayın)
Anne sütünün herhangi bir tıbbi nedenle verilemediği durumlarda hazır kutu mamaları verilebilir. Bebeğinizin yaşına ve özelliklerine göre bunların seçimi konusunda doktorunuz size yardımcı olacaktır.
Arkadaşlar: Bu dönemde kendi yaşıtlarıyla olmak ilgisini çekecektir. Ancak bu yaş çocukları birlikte oyun kurup katılamazlar. Oyun sırasında birbirlerine zarar vermemelerine dikkat etmelisiniz.
Anne sütü dışındaki besinlere geçiş döneminde demir eksikliğine bağlı kansızlık sık görülmektedir. Bu bebeğin iştahsız ve sinirli olmasına, yeterince kilo alamamasına yol açar. Doktorunuzu yapacağı basit tetkiklerle tanı konur ve tedavi edilir.
Bu yaş çocuğu sabah kahvaltısından sonra tekrar uyumak istemeyebilir ve öğle uykusu ile yetinebilir.
Uyku sırasında ağlama, korku ile uyanma gibi bazı uyku sorunları görülebilir.
Ayağın basışında kusurlara ve ayrıca tehlikeli düşmelere yol açabildikleri için yürüteçler tavsiye edilmemektedir.
YENİDOĞAN BEBEK
Sırtüstü yattığında dizlerini karnına çeker, kollarını kıvırır. Yüzüstü konduğu zaman kafasını kendiliğinden yana çevirebilir.
Emme, arama, yakalama ve Moro refleksi vardır.


Bu dönemin sonunda doğum ağırlığının üzerine en az 600 gr. alır. Baş çevresi, ağırlık, boy ölçümleri kartına işlenecektir. Bu bilgileri saklayıp aylık olarak izleyiniz. Doğum ağırlığı normalse baş çevresi 34-35 cm olacaktır.
BİR AYLIK BEBEK
Yüzükoyun yatırılınca kafasını havaya kaldırabilir, ellerinden tutup oturtulur duruma getirilirse, kafası geriye düşer, henüz kafasını tutamaz. Ayda alması gereken kilo en az 600 gramdır.
ÜÇ AYLIK BEBEK
Yüzükoyun yatırılınca kolları ile destek alarak kafasını kaldırır, sağa sola çevirir. Ellerinden tutulup oturur duruma getirilirse kafasını dik tutar. Gülümser ve ses çıkarır. Arka bıngıldak kapanır.

Bebeğinizi her gün 10-15 dakika olarak güneşe çıkararak vücudunda D vitamini oluşmasını sağlayınız.
Ayda alması gereken kilo en az 600 gramdır ve bu ayın sonunda baş çevresi yaklaşık 40 cm. olacaktır.
DÖRT AYLIK BEBEK
Sırt üstü yatarken eline verilen çıngırağı tutar ve sallar. Ellerinden tutulup oturur durum getirilirse başını rahatlıkla tutar, başını sağa sola çevirir. Konuşulunca bir takım seslerle karşılık verir ve güler. Yeterli kilo alıyorsa (ayda en az 600 gram) sadece anne sütü vermeye devam ediniz. Almıyorsa doktorunuza danışınız. Önerirse, ek besinlere başlayabilirsiniz.

BEŞ AYLIK BEBEK
Yattığı yerde yuvarlanıp ters dönebilir. Yakınına konan eşyaları kendiliğinden alabilir. OYUNCAKLARA UZANIRKEN SAĞ ve SOL ELİNİ EŞİT DERECEDE KULLANIR (18-24 AYA KADAR). Gece uykuları 6 saate kadar uzayabilir. Bıngıldak bu aydan itibaren 18 aya kadar kapanabilir.
ALTI AYLIK BEBEK
Destekle oturabilir. Yabancıları tanıdıklarından ayırabilir. Sırt üstü yatarken başına konan örtüyü çekerek alır. Alt çenede ortadaki iki kesici diş çıkar; ancak diş sayısı kalıtsal özelliklere bağlıdır ve birçok sağlıklı bebekte daha geç de çıkabilir. Ayda alması gereken kilo en az 600 gramdır ve bu ayın sonunda baş çevresi 43 cm olmalıdır.
Bu ay sonunda hafif pütürlü gıdalara başlanması, çiğnemeye kolay alışmasını sağlayacaktır.
YEDİ AYLIK BEBEK
Bir süre desteksiz oturabilir, oyuncağı bir elinden öteki eline geçirebilir, adıyla çağırılınca dönüp bakar. Herşeyi ağzına götürür.
Bebeğinize artık ek besinler başlamalısınız. Ayda en az 500 gram alır.
SEKİZ AYLIK BEBEK
Kollarından tutulunca doğrulup oturur. Sırt üstü yatarken karnı üzerine dönebilir. Eşyaları atarak oynar. Düşen oyuncağı yerde arar.’ Bababa’ benzeri heceler söyleyebilir. Üst çenede ortadaki iki kesici diş çıkar, ancak diş sayısı kalıtsal özelliklere bağlıdır ve vücudun diğer gelişim özellikleri ile paralel gitmeyebilir.
Ayda alması gereken kilo en az 500 gramdır. Bebeğiniz gece uykudan uyanarak ağlayabilir.
DOKUZ AYLIK BEBEK
Emekleyebiilir, destekle ayakta durabilir ve adım atma hareketleri yapar. Bazı bebekler arka arka emekleyebilir.
Bu arada yerden boncuk, düğme vb. şeyleri alabileceği için çok dikkatli olunmalıdır.
Ayda alması gereken kilo en az 500 gramdır ve bu ayın sonunda baş çevresi yaklaşık 45 cm. olmalıdır.
ON AYLIK BEBEK
Yatarken kendi kendine kalkıp oturabilir. Yardımsız ayağa kalkar. İşittiği sözleri tekrarlar. El çırpar, hoşça kal (bay bay) anlamında el sallar. Ayda alması gereken kilo en az 500 gramdır.
ONBİR-ONİKİ AYLIK BEBEK
Elinden tutulunca ayakta durabilir, bazıları yürüyebilir. Ayakta iken yerdeki bir oyuncağı eğilip alabilir. Bir-iki kelime söyleyebilir.
Bebeğiniz bir yaşında doğum ağırlığının yaklaşık 3 katına ulaşmıştır. Baş çevresi 46-47 cm. olmalıdır.
(mikrobik hastalıklar)
İshaller: Barsağa yerleşen mikroplarla, bebeğin beslenmesi ile, ya da vücutta o sırada bulunan, örneğin boğaz, kulak enfeksiyonu gibi diğer hastalıklarla da ilgili olabilir.
Genellikle ilaç kullanılmadan düzelmesi beklenir. Su, açık çay, 6 ayın üzerindeki bebeklere evde hazırlayacagınız ayran, ve ishali günde 4-5 defayı geçiyorsa eczanelerde satılan karışımdan verebilirsiniz. Ateş varsa, kakada sümüksü kısımlar ya da kan varsa doktora götürünüz.
Burun tıkanıklığı- Eczanelerde damla ya da sprey olarak satılan “serum fizyolojik” kullanarak burnunu açabilirsiniz. Nezleye bağlı ise bebeği biraz daha yüksek yastıkta yatırmanız, odasını nemli tutmanız burun tıkanıklığını azaltacaktır.
Kulak ağrısı- Orta kulak iltihabı (Otit) sık rastlanan bir enfeksiyondur ve tek belirtisi kulak ağrısı olabilir, bu da bebeğin fazla ağlaması halinde akla gelmelidir. Kulaklarını ovuşturunca susuyor olması kulak iltihabının özel bir belirtisi değildir.
Öksürük: Bu yaş grubunda öksürük şuruplarının kullanılması önerilmez. Oda havasını nemli tutma, burun tıkanıklığı varsa serum fizyolojik damlatma, bebeği biraz daha dik yatırma önerilir. Ama günde birkaç kereyi ya da birkaç günü geçen öksürüklerde doktora danışmak gerekir.
İLK BİR YAŞTA Ateşlendiğinde yapılması gerekenler:
Bebeğinizin üzerini soyunuz. Banyo leğenine ılık (banyosunu yaptırdığınız sudan birkaç derece daha soğuk) su koyup bebeği içinde 10-15 dakika tutunuz. Bu arada ateş düşürücü ilaç da verebilirsiniz. Çocuklarda ve altı aydan büyük bebeklerde parasetamol tercih edilir.
Yaşamının ikinci yılı içinde yardımsız yürüyebilme, giderek daha fazla sözcük söyleyebilme, basit yönergeleri anlayıp yerine getirme, kaşıkla yemeğini yiyebilme gibi becerileri kazanan çocuğunuz daha bağımsız ve hareketli olmayı isteyecektir. Buna fırsat vererek gelişimine destek olunuz.
Çocuğunuzla konuşma, oynama, etrafı gösterme,.. ile geçirdiğiniz süre, onun zihinsel gelişmine katkıda bulunacaktır.
ONÜÇ AYLIK BEBEK
(Ayrıntılı bilgi için burayı tıklayarak 'Çocuk Gelişimi' sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.)
Elinden tutulunca yürür. Söylenenlerin bazılarını anlar. İki-3 kelime söyleyebilir. Top ile oynar. Altı-sekiz dişi vardır.
ONBEŞ AYLIK BEBEK
Yardımsız yürür. Yardımla merdiven çıkar. En az 4-5 kelime söyler. Gösterilen bir şeyi alıp getirebilir.
ONSEKİZ AYLIK ÇOCUK
Koşabilir, zıplayabilir, 8-10 kelime söyleyebilir. Kaşıkla bir şeyler yiyebilir. Kakasını söyleyebilir. Ön fontanel (bıngıldak) kapanır. Yaklaşık 12 dişi vardır, ancak diş sayısı kalıtsal özelliklere bağlıdır ve vücudun diğer gelişim özellikleri ile paralel gitmeyebilir.
YİRMİBİR AYLIK ÇOCUK
Geri geri yürüyebilir. Eğilip yerden bir şey alabilir. Elinden tutulunca merdiven çıkar. İki kelimeli cümle kurabilir.

YİRMİDÖRT AYLIK ÇOCUK
Merdiven çıkar, iner. Organlarını tanır. Tuvalet ihtiyacını bildirir. Eşyalara tırmanır. Üç kelimeli cümle kurabilir. Yaklaşık 16 dişi vardır.
Bu dönemde çocuğunuz sizlerle birlikte sofraya oturmalı, (aşırı baharatlı besinler dışında) sizlerle aynı yemekleri, kendisi yemelidir.
Bu yaşlarda da görülebilir.
Bu yaştan itibaren, ounla her gün 15-20 dakika da olsa özel zaman geçirmeye kendinizi alıştırın. Bu süre içinde onu yönlendirmeye çalışmadan, soru sormadan, sadece onun istediği veya yaptığı şeye katılmanız, sadece ilgiyle izlemeniz, ya da sadece “naklen yayın yapar gibi” sesli olarak gözlemlemeniz yeterlidir. Çocuğunuz, sizin onunla olduğunuzu hissetmelidir.
Gelişim:
Çocuklar iki yaşına geldiğinde büyüme hızları azalmaya başlar. Bu nedenle İŞTAHININ AZALMASI NORMALDİR.
İki yaşındaki çocuk artık oldukça hareketlidir ve bebek görüntüsünü kaybetmeye başlar.
20 adet dişi çıkmış olur.
Ev Kazaları:Her şeye ilgi duyan ve karıştıran bu yaş grubunda ev içinde pek çok kaza görülmektedir. Evinizi bu bakımdan sık sık kontrol etmeli ve ortamda zarar verebilecek şeyleri (kesici alet, deterjan, çamaşır suyu, küçük oyuncak parçaları, ocağın ön kısımlarında sıcak su ya da yiyecek vb) bulundurmamalısınız.
Gece 10-12 saat uyur. Öğle uykusuna ihtiyacı azalabilir.
Çocuk üç yaşına geldiğinde oyun arkadaşı aramaya başlar. Annesine sık sık "anne oynayalım" der. Anne çaresizlik içindedir, çünkü
bütün gün çocukla oynaması imkansızdır. Bu durumda en iyi çözüm kreştir.
Kreş çocuk ve aynı zamanda anne-babalar için de faydalı bir eğitim ve oyun ortamıdır. Evde çok ilgilenilen bir çocuk bile bu konuda uzman olan kişilerin verdiği eğitimden ve ayrıca yaşıtları ile birlikte bulunmaktan, oynamaktan yararlanır. Çocuk için anne-babasının yeri elbette doldurulamaz, ancak 3 yaş sonrası için artık bir eğitim ortamına ihtiyaç vardır. Kreşlerde bu konuda eğitim almış öğretmenler, psikolog ya da çocuk gelişim uzmanları görev yapmaktadır: öğretmenler eşliğinde kesme-yapıştırma, kağıt katlama, boyama, basit oyuncak yapımı, dans gibi etkinlikler yapılır. Ayrıca evdeki kanıksadığı oyuncaklardan çok farklı oyuncaklar, yemek saatinde çocuklar için hazırlanmış özenli yemekler, kendi boyunda küçük masa ve sandalyeler, bahçede salıncak, kaydırak, gibi oyunlar, belli zamanlarda çocuk tiyatroları ve gösteriler, küçük geziler vb. etkinlikler çocuğu eğitir ve eğlendirir.
Kreşin en önemli yararı çocuğun topluluğa katılımını sağlamasıdır. Diğer çocuklarla oyuncağını paylaşmak, grup oyunlarına katılmak, birlikte yemek yemek, elini yıkamak, konuşmak, şakalaşmak, şarkı söylemek, grupla geziye çıkmak, grup içinde söz sahibi olabilmek, kendi isteklerinde ısrar etmemek, uyumlu olmak, başkalarına karşı saygılı olmak, sırasını beklemek, rica etmek, kendinden küçüklere yardım etmek, evin dışında ve anne-babasından belli bir süre ayrı kalabileceğini ve bu sürede eğlenebileceğini öğrenmek gibi hem okulda, hem de yaşamda kendisine yararlı olacak özellikler kazanır.
Kreşte ilk günler:
Kreşte ilk günler çocuk için endişe vericidir. En büyük endişe" annem beni almaya gelecek mi?" , "Ne zaman gelecek?" biçimindedir. Bunun yanında “ben burada ne yapacağım, bu çocuklar da kim, onlarla oyun oynayabilecek miyim, ya beni aralarına almazlarsa, öğretmen nasıl biridir acaba, bana kızar mı, çişim gelirse ne yapacağım, susadığım zaman nereden su içeceğim” benzeri pek çok soru kaygısını artıracaktır.
İlk günlerde çocuk kreşte 1-2 saat kalmalıdır. Bu sürenin uyku saatine rastlamamasına özen gösterin, çünkü kreşte en zevkli oyun saatlerini geçirmesi özendirici olur. İkinci hafta yarım gün kreşte kalabilir, daha sonra süre yavaş yavaş arttırılarak çocuğun okula alışması sağlanır. Bu süre içinde çocuğun tepkileri iyi gözlenmelidir. Genellikle ilk 1-2 günden sonra pek sorun olmaz, çünkü çocuk için değişik bir ortamdır; arkadaşlarını, öğretmenini, çevreyi, eşyaları öğrenir, okul kurallarını anlar, yeni oyunlar ve oyuncaklar çok ilgisini çeker.

Ancak 1 ay ya da 1,5 ay sonra çocuk okula gitmekte sorun çıkarmaya başlayabilir. Bunun nedeni, bu süre içinde canını sıkan bir olay olabilir. Çocuklar kreşte yaşadıklarını evde anlatmayı pek sevmezler. Çocuğunuza her zaman okul ile ilgili sorular sorun, fakat bunu hesap sorar gibi yapmayın; " söyle bakalım yemeğini yedin mi, uyudun mu..." Daha çok sohbet eder gibi konuşun, örneğin önce kendiniz gününüzün nasıl geçtiğini, hoşunuza gidenleri ve gitmeyenleri belirtin sonra ona dönüp "sen neler yaptın okulda" gibi bir giriş cümlesinden sonra devam edin. İlk günlerde pek bir şey söylemezler; buna canınızı sıkmayın, zamanla bu sohbetler devam ettikçe o da hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeylerden bahsetmeye başlayacaktır. Hala anlatmıyor mu? Mutlaka öğretmeniyle görüşün, kreşin pedagoğu ile işbirliği yapın.
Eğer canını sıkan bir olay olmamışsa, çocuk kreşe gitmeyi bir zorunluluk olarak görmüş ve buna tepki olarak gitmek istememiş olabilir. İlerleyen zamanlarda bu sorun tekrar tekrar gündeme gelebilir. Bu durumda ara sıra onu kreşten erken alıp alışverişe, parka, hayvanat bahçesine ya da sevdiği bir arkadaşına götürmeniz yararlı olabilir. Ancak bunu sık yapmaya başladığınızda çocuğunuz bu tepkiyi sizinle eğlenceli zaman geçirmek için de kullanabilir.
KREŞ/YUVADA ARANMASI GEREKEN EN ÖNEMLI ÖZELLIKLER:
Her bir görevli erişkine düşen çocuk sayısının az olması
Çocuk gruplarının kalabalık olmaması
Görevlilerin çocuk bakımı ve gelişmi konusunda eğitimli olmaları
Bunun dışında mekanın yeterince geniş, temiz olması, hem oyun, hem dinlenme alanlarını içermesi, personelin sık değişmiyor olması da önem taşır.
Otizm :Yaşamının ikinci ayından itibaren bebek annesiyle göz teması kurar. Bunu yapmıyorsa, anne konuştuğunda gülmüyorsa, 4-5 aylıkken kucağa alındığında sarılmayıp koltukta oturur gibi kendini bırakıyorsa, seslenildiğinde bakmıyorsa, 7-8 aylıkken anneden ayrılırken hiçbir tepki vermiyorsa, ayrılıklar ve kavuşmalar onun için hiçbir anlam taşımıyorsa doktorunuza başvurunuz. İlk 1 yaş içinde çocuğun duygusal açıdan böyle bir donukluğu, çevreye ilgisizliği önemli ipuçları olabilir. Ayrıca konuşma alanında da gerilik vardır: normal bir çocuk 6 aylıkta “agu”lar, agu-gu-gu sesleri çıkarır, 9 aylıkta da heceler başlar: “da-da, ba-ba, ma-ma”.gibi. Otizmde heceleme ve kelime söyleme az olabildiği gibi bir yaşına kadar normal olup daha sonra gerileyebilir. Bkz. http://www.tohumotizm.org.tr/
AşılarBebek ilk dişini 4-9 ay arasında, genellikle 6 ay civarında çıkarabilir. Çoğunlukla alt çenede iki tane dişi üst çeneden çıkan bir çift diş takip eder. Bir yaşında çoğu bebeğin 8 tane dişi vardır. Diş çıkarırken daha çok tükrük salgılayacaklardır. Yaygın inanışın aksine diş çıkarmak ishal ya da ateş yapmaz, ancak ağızdaki bu hassas bölgeye yerleşen mikroplar kısa süreli bir ateşe yol açabilir. Anneden kazanılan bağışıklığın etkisini kaybetmeye başladığı döneme rastladığı için bebek daha sık hasta olabilir.
Diş çıkaran bebeklerde hemen diş bakımına başlamalısınız.
Dişlerini temiz tutmak için ıslatılmış temiz bir tülbentle ağzını silebilirsiniz. Bu hem diş etlerini hem de süt dişlerini temizlemeye yetecektir. İlk yılın sonuna kadar bu işleme devam edebilirsiniz. Oniki-18 aydan sonra yumuşak bir diş fırçasını macunsuz olarak kullanmaya başlayabilirsiniz. Çocuğunuz üç yaşına kadar dişlerini kendisi yalnız fırçalayamayabilir ve macunu kullanamayabilir.
3 yaşından önce Flor içeren diş macunları kullanmamalısınız. Diş macununu yutarak fazla flor alması diş minesinin zayıflamasına ve çürüklere yol açacaktır. Şehir suyu kullanıyorsanız flor desteğine ihtiyacınız yoktur. Şişeleme su kullanıyorsanız, flor içeriği yönünden doktorunuza danışınız.

Gelişim:
Üç yaşında büyüme hızı ilk yıla göre yavaştır: pek çok çocuk daha zayıf bir görünüm kazanır. Yanaklar ve göbekteki tombulluk kaybolur. Yirmi süt dişi tamdır.
Bazı çocuklarda kısa bir öğle uykusu ihtiyacı hala vardır.
ÜÇ YAŞ
Kalemi tutar. 3-4 kelimeli cümle kurar. Şarkı söyler. Soru sorar. Kendi giyinip soyunabilir.
DÖRT YAŞ
Birkaç sayı sayabilir. Renk tanıyabilir. Grup oyunlarına katılır. Masal anlatır. Tuvaletini kendi yapar.
BEŞ YAŞ
Yaşını söyleyebilir. Vücut kısımları (kol, bacak, göz) tam olan çöp adam resmi çizebilir. Renkleri tanır. Ayakkabılarını bağlar.
ALTI YAŞ
10’ a kadar sayabilir. Sağ ve sol elini gösterebilir. El becerileri artmıştır.
Ayakların içe basması nedir?
Bu durum en sık olarak dizden ya da ayaktan kaynaklanır. İlk üç yaşta çocuklar içe basarak yürürler. Yürürken tutulma, koşarken düşme ya da ağrı yakınması olursa bir ortopedi uzmanının muayene etmesi sağlanarak gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu şikayetler yoksa üç yaşına kadar beklenmelidir.
Ayakkabı ve düztabanlık:
Çocuklarda en sık görülen ayak problemlerinin başında topuğun içe basması, ayak iç kavsinin az olması ya da diğer bir deyişle düztabanlık gelir. İlk üç yaş içinde normal sayılabilen bu durum 3 yaşından sonra fazla yükseğe sıçrayamama, hızlı koşamama ve çabuk yorulma gibi şikayetlere yol açarsa zamanla düzelmesini beklemek yerine bir ortopedi uzmanına başvurmak gerekir.
Çocuklar için uygun bir ayakkabıda olması gereken özellikler şöyle özetlenebilir:
Topuğu saran kısım, topuğu destekleyecek kadar sert olmalı,
Bağcıklı olmalı,
Ayak parmak ucunda bir miktar boşluk olmalı.
Ayak tarak kısmının genişliği ayağa uygun olmalı ve ayağı sıkmamalı,
Ayakkabı topuğu ile ayakkabının ön kısmı aynı anda yere değmeli ve burun kısmı yerden 10-12 mm havada olmalı,
Topuk yüksekliği 1,5-2 cm'yi geçmemeli,
Ayakkabının iç astarı tümüyle deri olmalı
| 1-6 yaş arası çocuklar için önerilen ayakkabı değişiklik süresi |
||
| Yaş (ay) |
3 aylık sürede |
Önerilen ayakkabı |
| 12-17 |
> ½ numara |
Her 2 ayda bir |
| 16-29 |
= ½ numara |
Her 3 ayda bir |
| 30-47 |
< ½ numara |
Her 4 ayda bir |
| 48-71 |
¼ numara |
Her 6 ayda bir |
Çocuğunuz kekelerse farkettiğinizi belli etmeyin ve ona kekeme olduğunu söylemeyin. Konuşması için bolca zaman verin. Dikkatle dinleyin, onun ne söylediğini merak ettiğinizi anlamasını sağlayın. Birkaç hafta içinde azalma görmezseniz bir çocuk ruh sağlığı uzmanının görüşünü alın.
Gelişim:
Kendi başına giyinebilir ve yaşına uygun büyüklükte çekiç, makas gibi aletleri tek başına kullanabilir.
Okul arkadaşlıkları: Çocuğun daha uyumlu olduğu bir yaştır. Davranışlarını kontrol edebilir. Becerebileceğini düşündüğü işlere başlar, resim, oyun gibi uğraşılarını başlangıçtan tasarlayarak yapar. Çevresini tanır ve ilgilenir, genişletmek ister. Nesneleri işlevlerine göre tanımlayabilir, görmediği cismi bile tanımlayabilir. Bu yaş çocukları ortak bir uğraşı etrafında bir araya gelebilir, grup çalışması yapabilirler.
Yaralanmalar: Gerek ev içinde, gerekse ev dışında daha hareketli olan çocuğunuz düşmelere, kesilere, hatta otomobil kazalarına karşı hem uyarılmalı, hem de korunmalıdır.
Diş: Diş değiştirmeye, kalıcı dişlerini çıkarmaya başlayabilir.
Gelişim:
Arkadaşlarının önem kazandığı, kızların kızlarla, erkeklerin de erkek çocuklarla oynamayı tercih ettiği bir dönemdir. Arkadaşları ile spor, koleksiyon, belirli oyunlar gibi ortak ilgi alanlarını paylaşmayı sever.
Bu dönem, 12-21 yaş arası olup vücuttaki değişimler nedeniyle özel bir dönemdir. Çocuğunuz hızlı kilo alacak ve uzayacaktır. Boy uzama hızı aylar içinde yavaşlayıp sonra tekrar bir hızlı uzama dönemi yaşayabilir. Bacaklar önce uzadığı için başlangıçta vücut orantısız görünebilir. Ergenlikteki değişimler (cinsel gelişimler) birdenbire olabileceği gibi uzun bir sürede yavaşça da gerçekleşebilir. Bazı ergenlerde diğer yaşıtlarına göre daha önce ya da sonra görülebilir.
Ergenler aynı cinsten olan arkadaşlarıyla daha sıkı arkadaşlık, sırlarını paylaşma, yardımlaşma Duygusal olarak değişkendirler, bir gün neşeli ertesi gün karamsar olabilirler.
Bu dönemde ailesi ve ögretmenleri tarafından anlaşma, desteklenme ihtiyacındadır. Ayrıca spor, müzi gibi uğraşılara yönlendirmek, okuduklarını seçmede yardımcı olmak yararlı olur.
ERKEKLERDE: 9.5 – 14 yaşlarında başlayabilir.
İlk değişim:Testislerin genişlemesidir.
Testislerdeki büyümeden yaklaşık bir sene sonra penis büyümesi görülür.
Cinsel bölgede kıllanma ortalama 13.5 yaşında olur.
Koltuk altı ve yüzde kıllanma, ses değişimi, sivilce (akne)ler 15 yaş civarında ortaya çıkar.
Gece boşalmaları (ıslak rüyalar): ortalama 14 yaşında görülür.
KIZLARDA: 8 - 13 yaşlarında başlar.
İlk değişim: meme dokusunun genişlemesidir.
Cinsel bölgede kıllanma gögüs gelişiminin hemen ardından oluşur.
Koltuk altı kıllanması 12 yaşında ortaya çıkar.
Adet kanamaları 10 ila 16.5 yaş arasında başlar.
Vajinal akıntı: beyazımsı, kokusuz akıntı normaldir. Bunun dışındaki durumlarda hekime danışılmalıdır.
Erken buluğa erme: kızlarda meme gelişiminin 8 yaşından önce, erkeklerde testislerdeki büyümenin 9 yaşından önce başlaması erken büluğ kabul edilir. Bu durumda tercihan endokrinoloji uzmanı bir hekimle görüşülmesi gerekir.
Boyun beklenenden kısa ya da fazla uzun olması: Ergenler görünümlerine çok önem verir ve ufak-tefek kusurları sorun yapabilirler. Bu nedenle boylarının arkadaşlarından farklı olması onlar için önemli bir sorun olabilir. Bu konuda bir kuşkunuz varsa doktorunuza danışarak çocuğunuzun boyunun normal sınırlar içinde olup olmadığını öğreniniz. Gerekiyorsa, doktorunuz bazı tetkikler isteyecek ya da sizi endokrinoloji uzmanına yönlendirecektir.
Şişmanlık: arkadaşları ile birlikte olma gereksinimi sağlıklı ev besinleri yerine hazır satılan besinlerin ve karbonatlı içeceklerin alınmasına, bu şekilde fazla kalori almasına yol açabilir.
Yeme bozuklukları: Özellikle kız çocuklarında daha sık olmak üzere yeme alışkanlıklarında değişiklikler oluşmaya başlayabilir. Beslenmesinin yeterli, dengeli ve sağlıklı olduğu kkonusunda emin değilseniz bir hekime danışınız.
Davranışlar:
Ergenler, fizik olarak büyüdükleri için erişkin olgunluğuna ulaştıklarını sanabililer; bu nedenle her alanda bağımsızlık isteyebilirler. Anne-babanın ders çalışma, giyinme gibi konulardaki uyarıları onları rahatsız eder. Bu durumlarda ona, kendini yönetebildiğini, erişkinler gibi onun da kendi sorumluluklarını yerine getirebildiğini ispat ederse kendisini uyarmanıza gerek kalmayacağını anlatabilirsiniz.
Büyüyen yaşı ile birlikte ona bazı özgürlükler tanımalı, ve bunları açıklama yapmadan, gereksiz yere kısıtlamamalısınız. Tutarlı bir sınır koymalısınız.
Kimliğini oluşturma süreci içinde, örnek alacağı bir erişkinin varlığı gerekir.
Kansızlık
Kan basıncı (tansiyon) yükeskliiği
Kolesterol yüksekliği
Ortopedik bozukluklar: kemik ağrıları, sırt ve bel agrıları, omurga eğriliği (skolyoz), düztabanlık
Beslenme bozuklukları gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
Bebekler için ideal beslenme, yaşamın ilk dört-altı ayında sadece anne sütü almalarıdır.
Doğa insanların doğumdan sonraki beslenmeleri için anne sütünü olusturmuştur. Anne sütü bebeğin ihtiyaçlarına özgüdür ve tüm diger beslenme biçimlerine üstünlükleri vardır. Anne sütünde en gerekli besin maddeleri bebeğin sindirimine en uygun biçimde bulunmaktadır. Anne sütü bebeği mikroplardan koruyucu özelliktedir: anne sütü alan bebekler ishal, kulak iltihabı (otit) gibi enfeksiyonlara daha az yakalanırlar.
Erken dönemde emzirme
Emzirmenin ilk haftaları siz ve bebeğiniz için öğrenme dönemi olarak kabul edilmelidir. Bebeğinizle birbirinize hemen uyum sağlamayı beklemeyin. Kendinize ve bebeğinize zaman tanıyın, günlük alışkanlıklarınızı yavaş yavaş oluşturun.
İlk başta emzirme ve bez değişimi için bebeğin ihtiyaçlarına göre hareket edin. Bir-iki ay içinde bir düzen kurulacaktır.
1.gün
Zamanında doğan pek çok yenidoğan doğum sonrasındaki ilk yarım saat ile 2 saat içinde emmek için sabırsız ve hazırdır. Sonraki 20 saatte bebek günün büyük bölümünü uykuda geçirir ve emmeye ilgisi azalabilir. Ama bebek ilk gün aralıklı olarak emzirilmelidir. İlk gün içinde birkaç kez idrar yapabilir.
2-4. gün
Meme ucunu yakalama ve emme işlemleri için biraz alışkanlık kazanmaya ihtiyaç duysa da bebeğiniz artık her bir ila 3 saatte bir uyanarak emmek isteyecektir. Sık emzirme, kolostrum adı verilen, koruyucu maddelerden zengin, ve yeni doğmuş bebeğe en uygun olan ilk sütü bebeğinize vermenizi ve sizin de daha çok süt salgılamanızı sağlayacaktır. Bebeğiniz en az 10 dakika emmelidir, 30 dakika aynı göğüste emebilir. Diğer gögsünüzü vermeden önce bebeğinizi dik olarak omuzunuzda tutarak sırtına hafif hafif vurup gazını çıkarabilirsiniz.
İlk gün olduğu gibi ikinci ve üçüncü günlerde de birkaç kez bez değiştirebilirsiniz. Eğer bebeğiniz bu dönemde kilo kaybederse şaşırmayın. Hem bir gün içinde kirlettiği bez sayısı hem de bebeğinizin kilosu zamanla artacaktır.
Bu dönemde özellikle eğer ikinci ya da üçüncü bebeğinizse; emzirme sırasına karnınızda kasılma hissedebilirsiniz. Bu bebeğinizin emmesinin süt-salınımı refleksine yol açtığını, ayrıca doğum sonrasında rahim kaslarının kasıldığını gösterir. Bu da kanamayı azaltır. Gerekirse ağrınızı azaltmak için doktorunuzun önereceği bir ilaç kullanabilirsiniz. Bazı anneler de bebek emerken sütün akımı nedeniyle göğüslerde yanma ve dolgunluk hissedebilirler.
Bebeğiniz henüz emmeyi yeni öğrendiği için göğüs uçlarında aşırı duyarlılık ve ağrı olabilir. Fakat bu genelde ilk haftanın sonunda kaybolacaktır. Eğer ağrınız devam eder ve göğüs ucunda çatlamalar olursa doktorunuza başvurun.
3-5.gün
3 ve 4. günden sonra süt miktarı farkedilir biçimde artacaktır. Bebeğiniz günde 8-12 kez, 10-30 dakika sürelerle emecektir ve sonrasında daha uzun uyuyacaktır. Gün içerisinde daha sık alt değiştirecek, kakasının renginin ve miktarının değiştiğini göreceksiniz. Koyu renk ve kıvamlı, mekonyum adı verilen ilk kakadan sonra daha yumuşak kahverengi, koyu sarı bir renk alacaktır. Kilo alımı süt miktarının artmasıyla birlikte hızlanacaktır. Bebeğiniz günde 15 gram kadar alacaktır.
Göğüslerinizde süt miktarı arttıkça dolgunluk ve sıcaklık artışı hissedebilirsiniz. Bazı annelerde süt birikimi ve doku ödemi nedeniyle ağrı olabilir. Gögüs sertleşir, gerilen cilt nedeniyle gögüs ucu bebeğinizin emmesi için uygun olmayan bir biçim alır. Dikkat edilmesi gereken, göğüslerde ilk dolgunluk hissedildiğinde bebeğinizi emzirerek göğsün boşaltılmasıdır.
Emme bitince göğüs ucunda bir miktar süt bırakarak yumuşamasını sağlayın.
Her 1-2 saatte bir emzirerek ya da sağarak göğüslerinizi boşaltın.
Emzirme sonrasında 20-30 dakika göğüslerinize soğuk uygulayın. Soğuk uygulama şişkinliği azaltacaktır. Bazı anneler emzirme öncesinde sıcak uygulamanın hem süt miktarını arttırdığını hem de göğsün boşalmasını hızlandırdığını belirtmektedir. Ama bu konuda kesin bir bilgi yoktur. Sıcak uygulama şişliği de arttırabilir.
5-28. gün
Bebeğiniz gün içerisinde 8-12 kez emmeye devam edecektir. 10-30 dakika ilk göğsünüzü emzirdikten sonra gazını çıkarıp diğer göğsünüzü verin. Bebeğiniz ilk göğsü daha uzun süre emecektir. Bir dahaki emzirmeye, diğer göğüsten başlayın. Bebeğiniz bu dönemde;
günde 6 ya da daha fazla bez ıslatacaktır
üç kez ya da daha sık sarı- yeşil renkte kaka yapacaktır
günde 15 gram, haftada 120-150 gram, ayda 500 gram kadar alacak ve 2 hafta içinde doğum kilosunu tekrar yakalayacaktır.
Büyüme hep aynı hızda gitmeyebilir: 2-4 gün süren büyüme dönemleri yaşadığını göreceksiniz. Bazı bebekler 2-3. haftada, 4-6. haftada ve tekrar 3. ayda bir büyüme atağı yaşarlar. Bu dönemlerde bebeğinizi her istediğinde emzirmeniz gerekmektedir. Bebeğinizin kendi beslenme alışkanlığına uyum sağlamaya çalışın. Her bebeğin emme zamanı, süresi farklı olabilir. Bebeğinizle uyum göstermeniz kilo alımını sağlayacaktır.
Bebeğiniz 1 yaşını doldurana kadar anne sütü ya da mama veriniz. Ancak 1 yaşından sonra inek sütüne geçebilirsiniz. İki yaş altındaki çocuklar yağa gereksinimleri olduğu için az yağlı süt tüketmemelidir.
Pek çok bebek; standard, inek sütü temelinde hazırlanmış, demir içeren kutu mamalarını rahat alabilirler. Bu mamaların içerikleri olabildiğince anne sütüne uygun hazırlanmaya çalışılmıştır. Şeker olarak laktoz içerir. Toz ya da sıvı halinde bulunurlar.
Belirtileri
Deride:
Ekzema
Ürtiker
Solunum yollarında: öksürük, hışıltı
Sindirim sisteminde: ishal
Burun akıntısı, tıkanıklığı
şeklinde olabilir. Bu belirtilerin inek sütünden kaynaklanabileceği düşünüldüğünde hekim önerisi ile bu tür besinlere ara verilerek belirtilerin azalıp azalmadığı izlenebilir.
Soyaya dayanan mamalar
Bunlar bebeğe yeterli besin içerebilirler. Süt şekerini (laktoz) alamayan bebeklerde kullanılabilirler çünkü laktoz içermezler. Bazen, inek sütünü alamayan bebeklerde de kullanılırlar. Ancak, inek sütüne alerjik olan bebekler soya mamalarına da alerjik olabilir. Bebeğinizin mamasını değiştirmeden önce doktorunuzla konuşunuz.
Protein hidrolizatları
Genellikle inek sütü alerjisi olan ya da standard mamaları sindiremeyen bebeklerde kullanılmaktadırlar. Daha pahalıdırlar. Bu tür mamaları kullanmadan önce doktorunuzla konuşmalısınız.
Düşük demirli mamalar
Standard mamaların düşük demir içeren şekilleri de vardır. Demir bebeğinizin büyüme ve gelişmesi için çok önemli bir mineraldir. Demir eksikliği kansızlığa yol açabilir. Pek çok insan demir içeren mamaların kabızlik yaptığını düşünmektedir. Ancak bu doğru değildir. Doktorunuz önermedikçe düşük demir içeren mamalar kullanmayınız.
Yeterli miktarda demir içeren mamalar ile beslenen bebekler ek vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duymazlar. Eğer içme suyunuzda yeterli flor yoksa bebeğinize 6. aydan sonra ek olarak vermeniz gerekebilir. Doktorunuza flor tabletlerini danışmalısınız.
Bebeğinize sofra besinleri sunarken; aldığı miktar ve çeşit için endişelenmeyin. Bebek besin ihtiyacının çoğunu hala anne sütünden ya da mamadan karşılayacaktır.
Ek besinleri bebek açken, çok az miktarda başlayın. Haftada bir çeşitten daha sık denemeyin. Besinleri kaşıkla verin.

4-6 ayda: meyve suyu, püresi, yoğurt
7 –8 ayda: sebze çorbaları, yumurta sarısı, et, balık
9 ayda: nişastalı besinler, pilav, ekmek, yumurta beyazı
10-12 ayda: baharatsız ev yemekleri
Bu dönemde büyüme hızı ve iştahı azalacaktır. Yemek saatlerinde sıkıntılı anlar yaşayabilirsiniz. Ailesi ile birlikte sofraya oturarak yiyen ve elleriyle, kaşıkla yemesine izin verilen bir bebekte genellikle yeme sorunları görülmez.
Yeme alışkanlığı oluşturmak için şunlara dikkat edilmelidir:
Çocuğunuzla yemek ve öğün üzerinde çatışmayın.
Düzenli yemek saatleri koyun ve abur-cubur almasını engelleyin.
Yeni şeyler bu dönemde çocuğunuzu ürkütebilir. Bu yüzden yeni besinlere alışması için zaman tanıyın.
Yiyecek miktarları hakkında gerçekçi olun. Çocuğunuzun bir porsiyonu sizinkinin dörtte biridir.
Tatlılar ödül olarak kullanılmamalı ve yemeğin sonunda sunulmalıdır.
Yemesi kolay ve eğlenceli, çekici biçimler bulun:
Küçük parçalara bölün.
Hazırlarken coşku ve özeninizi onunla paylaşın.
Yumuşak besinler hazırlayın.
Oda sıcaklığında sunun.
Çocuk çatal ve kaşıkları kullanın. Bir-iki yaşlarındaki çocuk düzgün çatal-kaşık kullanamaz. Pek çok çocuk için kaşık, çataldan daha kolaydır.
Uygun yükseklikte ve rahat bir sandalye ayarlayın.
Solunum yollarına besin kaçmaması için:
Çiğnemesi zor besinleri teker teker ekleyin.
Yutması zor besinler vermeyin; fındık, bütün havuç; sakız parçaları, jöleli şekerler; fıstık; vb.
Riskli besinleri yutması kolay hala getirin; havuçları haşlayın; üzüm tanelerini parçalara bölün;vb.
Yemek yerken mutlaka yanında olun ve kontrol edin.
Yemek yerken mutlaka oturmasını sağlayın.
Yaklaşık bir yaşındayken; bebeğiniz artık aile sofrasına oturup sizinle birlikte günde üç öğün yiyebilir. Günlük enerji ve besin ihtiyacının yarısını ya da üçte birini anne sütü veya mamalardan almaktayken, düzenli sofra yemekleriyle tanışması gerekmektedir. Bu hem sizin hem de ailenizin beslenme alışkanlıklarını düzenlemek ve gözden geçirmek için bir şanstır. Taze meyve ve sebzeyi bol tüketmeli; aldığınız tuz, şeker ve yağları sınırlamalısınız. Kırmızı et ve doymuş yağ kullanmamaya çalışın. Bebeğinize sunduğunuz besin türlerini kendiniz de benimseyin.
Zaman geçtikçe çocuğunuz daha düzenli öğünler alacak; mama yerine inek sütü tüketecektir (Anne sütüne iki yaşına kadar devam edebilirsiniz). Çocukların büyümek için yağa ihtiyacı olduğundan iki yaşına kadar mutlaka tam yağlı süt almalıdırlar, daha sonra yarım yağlı ya da yağsız süte geçebilirsiniz.
Bu dönemde bebeğinizin büyüme hızı yavaşlayacaktır. Günde üç küçük ana ve iki ara öğün ona yetecektir. Ona en çok ihtiyacı olan besinleri sunun ve her oturduğunda tam bir öğün almasını beklemeyin. Abur-cubur yemesine engel olun. Yemek istemediği zaman onu zorlamayın.
Yemek yerken mutlaka gözetiminiz altında olmasına ve solunum yollarına besin kaçırmamasına özen gösterin.
Kaşık kullanmaya başladığında yetişkin porsiyonunun dörtte biri kadar bir porsiyon sunun ve kendi yemesi için bırakın. Doyduğunu göstren başını sağa sola çevirme, yemeği itme, ilgisiz görünme,vb. hareketlere dikkat edin ve yemesi için zorlamayın.

Bu dönemde sürekli olarak belirli bir besini isteyebilir; örneğin her kahvaltıda sadece peynir yemek isteyebilir. Sevdiği besinler her gün değişebilir; bir gün yumurtayı çok severken ertesi gün asla yemek istemeyebilir. Bu durumda sakin olun. Sağlıklı besinler sunmaya devam edin: unutmayın, bu tavırları bir gün sona erecektir. Ayrıca bazı çocuklar öğünlerine sizin yeterli gördüğünüz kadar yemek yemeyebilir; fakat zamanla ihtiyacı olanı yemeye başlayacaktır.
Bir yaşında biberon yerine bardak kullanmaya ve bebeğinzi buna özendirmeye başlayabilirsiniz. İki büyük tutma sapı olanları tercih edin. Ona suyu nasıl içebileceğini gösterin. Bebeğinizin biberonla uyumasına kesinlikle izin vermeyin; bu hem diş çürüklerini hem de kulak enfeksiyonlarını arttırmaktadır.
Bazı sorular:
§ Çocuğunuz yemeyi reddederse.. iştahsız mıdır?
Eğer geçici sürelerle oluyorsa iştahsızlık dönemleri yaşıyor olabilir, ve bu normaldir. Ancak yemeyi sürekli olarak reddediyorsa kendisindeki bir rahatsızlığa, hoşnutsuzluğa, veya sizin tutumunuza bağlı olabilir. Doktorunuza danışın.
Bazen dengeli beslenme için özel servis biçimleri hazırlamanız gerekebilr. Örneğin; et haşlaması hazırlayacaksanız çocuğunuz sadece içindeki patates ve havuçları yiyecek, eti alamayacaktır. Bu sebzeleri ayrıca sunmalısınız.
Çocuğunuzun yediklerinin bir listesini yaparsanız dengeli beslenmesini daha kolay kontrol edebilirsiniz. Çocuk beslenmesi konusunda pek çok yardımcı kitap bulabilirsiniz.
Çocuğumun yemesini nasıl sağlarım?
Çocuğunuza iştah açıcı, güzel görünen ve doğru miktarda yemek sunun. Şöyle bir ölçek kullanabilirsiniz: çocuğun her yaşı için bir çorba kaşığı yemek sunabilirsiniz. Eğer hala açsa biraz daha verebilirsiniz. Onu tabağını temizlemesi için zorlamayın. Doyduğunda masayı terketme özgürlüğü olmalıdır.
Onu yeme konusunda zorlamayın. Ceza ya da uyarılar işe yaramazlar. Yemek istemiyorsa ona saygı gösterin. Bu konuya dikkat ettiğinizi, yemesiyle ilgilendiğinizi fazla vurgulamayın. Çünkü; ilgi istediğinde ya da dikkat çekmek için bunu kullanacaktır.
§ Yemek saatlerini nasıl kolaylaştırırım?
Yemek saatlerini daha kolay ve zevkli geçirmek için şunlara dikkat etmelisiniz:
Yemekten önce 10-15 dakika içinde sofranın hazır olacağını ona haber verin. Çocuğunuz oyundan yorgun olabilir ve yemek istemeyebilir. Haber vermeniz ona dinlenmek için bir fırsat verecektir.
Mümkün olduğunca düzenli yemek saatleri oluşturun.
Yemek esnasında oyuncaklarıyla oynamasına izin vermeyin. Kitap okumak ya da televizyon seyretmek de uygun değildir.
Yemek saatlerinden hoşlandıkça çocuğunuz ailenin tümünün birlikte olacağı bir sonraki öğünü beklemeye başlayacaktır. Ona hep birlikte yemek yemenin keyfinden söz edin. Herkes yemeğini bitirmeden sofradan kalkmamasını isteyin, ancak buna zorlamayın. Herkesin her zaman aynı sandalyelerde oturması düzen konusunda yardımcı olabilir. Çocuğunuzun yapamayacağı şeyleri ondan beklemeyin: gerginlik bulaşıcıdır, gergin, sinirli bir sofra ortamı çocuğunuzun yemekle tüm ilişkisini etkileyebilir.
§ Hangi sıklıkla yemek yemeli?
Çocuğunuzun boy ve kilosu yaşına uygun gidiyorsa yeterli yemek yediğine inanabilirsiniz.
Yemek saatine çok yakın bir zamanda birşeyler yemek isterse, ona ailece yemek yemenin keyfini anlatın, yine de küçük bir ara öğün sunun.
Eğer sofrada sizinle yemezse; birkaç saat sonra besleyici bir seçenek sunun; örneğin meyve, sebze gibi. Eğer bunu almazsa bir dahaki öğüne kadar yemek sunmayın. Genellikle bu ikinci öğünü alacaktır. İzleyen günlerde yemekten önce arada bir şeyler sunmayın. Ancak yemek saatlerinizi bir kez daha gözden geçirin. Belki ana öğün saatinizi biraz daha öne çekmeniz gerekecektir.
Düzenli ana ve ara öğünler hazırlayın, abur-cuburdan uzak durmasını sağlayın.
Yemek esnasında yemek dışındaki şeylerle ilgilenmesine izin vermeyin.
Değişik seçenekler sunun.
Öğünleri keyifli hala getirin. Çocuğun üzerinde yemeğini bitirmesi ya da tabağını temizlemesi için baskı oluşturmayın. Unutmayın; fazla yemek az yemek kadar sağlıksızdır. Abur-cuburu kestiğiniz zaman öğün zamanı çocuğunuz aç olacaktır.
Çocuğunuza yeme konusunda örnek olun! Çocuğunuz sizi taklit edecektir.
Tutarlı ama yavaş bir hızla büyümeye devam edecek ve günde ortalama 4 öğün alacaktır (ara öğünler dahil). Yeme alışkanlığını sevdiği, sevmediği besinler belirleyecektir. Aile, arkadaşlar, televizyon da seçimlerini etkileyecektir. Okul çağında değişik besinler yemek isteyecektir. Okulda alınan abur-cuburlardan sonra evde dengeli beslenmesi önemlidir. Bu dönemde sofrada düzgün yemek yiyebilir ve masanın hazırlanmasına yardımcı olabilirler.
Her zaman kahvaltı yapmalıdır. Yataktan geç kalkmış olsa bile!! Sağlıklı ve pratik kahvaltı için öneriler:
Süt
Peynirli tost ya da sandviç
Kahvaltı gevreği
Meyve
Okul dönüşünde iştahlı olacaktır. Bu dönemi iyi değerlendirin ve besleyici yiyecekler sunun:
meyve
sebze: havuç, salatalık,domates
yoğurt
peynir - ekmek
süt ve bisküvi
Ona beslenme konusunda iyi bir örnek olun.
Onun yemek seçimi konusunda fikir sahibi olmasını sağlayın ve önerilerini dikkate alın.
Öğünleri masada sunun, televizyon karşısında yemesine izin vermeyin.
Günde üç öğün sunun. Dengeli öğünler hazırlayın.
Yemeklerde sebze ve baklagillere ağırlık verin ve tuzu azaltın.
Bol miktarda su içmesini sağlayın.
Kalori hesaplamaktansa yemekte aldığı yağ oranlarına dikkat edin. Az yağlı besinler hazırlayın. Margarin kullanmayın.
Kızartmak yerine ızgara ya da fırınlamayı tercih edin.
Şeker alımına dikkat edin.
Balık ve tavuk tüketin.
Doğduğunda bir bebeğin gözleri çoğunlukla kapalı durur, gözbebekleri küçüktür ve göz kapakları şiştir. Loş bir odada gözlerini iyice açar ve dikkatle gözünü dikip bakar. Yeni doğan bir bebek hareket eden nesneleri 30 cm. bir mesafeden takip edebilir. Ellerinizi, bu mesafede sağa sola hareket ettirirseniz izleyecektir. Kırmızı ve sarı nesneler ile zıtlık oluşturan açık ve koyu renkler çok ilgisini çeker. Ayrıca yenidoğanların ilgisini renklerden çok çizgi gibi şekiller daha kolay çeker. Bununla birlikte, her yaştaki küçük çocukların en çok insan yüzü gibi yumuşak ve yuvarlatılmış dış hatları olan nesnelere duyarlı olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Walt Disney de buna dikkat ederek karakterlerinin çoğuna yuvarlak yanaklı, iri gözlü ve gülümseyen yüzler çizmiştir.
Bebeğinizin gözlerini açmasını istiyorsanız bir elinizle bebeğinizin başının altından, diğer elinizle de poposundan tutarak yatağından kaldırın, bebeğinizi göz hizanızda, 30 cm kadar uzağınızda tutun, gerekirse yavaşça 180 derecelik yumuşak bir dönüş yapın. Bu, onun görme sisteminde hemen gözlerini açtıracak bir refleks yaratacaktır.
Doğumda başlayan ve insanların iletişiminde en ödüllendirici tepkilerden biri olan göz ilişkisinin önemi büyüktür.
Bebeğim şaşı mı?
Bebeklerde gözlerde kayma oluşması normaldir. Ancak üç ayını doldurmuş bir bebeğin şaşılığı devam ettiğinde, ya da hep aynı yöne baktığı farkedildiğinde hemen göz muayenesi yapılmalıdır.
Anne ve baba, bebeğin bir uyku düzeyinden diğerine nasıl geçtiğini anladıkça bebeğin hareketlerini daha iyi tahmin edebileceklerdir. Eğer anne baba bebeğin bu ilk dilini iyi anlarlarsa onun yaşamını evin yaşamına uydurmak için yeni düzenlemelere gidebilirler. Örneğin gece daha az uyanmak için beslenmeyi daha geç bir saate alarak bebeğin gece daha uzun uyumasını ve gündüz daha uyanık kalmasını sağlayabilirler. Bebeğin sinir sistemi geliştikçe bu kolaylaşır.
Uyku ihtiyacı her çocukta farklı olabilir, ancak yaklaşık olarak:
İlk 3 ay 8-9 saat 8 saat
6-12 ay 10-12 saat 5 saat
2 yaş 10-12 saat 4 saat
3 yaş 10 saat 1 saat
4-6 yaş 10 saat -
Çocuğunuzun düzgün bir uyku alışkanlığı edinmesi için öneriler:
İlk birkaç hafta belirli uyku saatleri yoktur. Yenidoğanların uykusu 5 saati aştığında arada beslenmeleri gerekir.
Daha büyük bebekler ve çocukların oldukça düzenli, gecede 1-2 kez bölünebilen gündüz ve gece uykuları vardır.
Her gece aynı saatte uykuya yatırılması düzenli alışkanlıklar kazanması açısından çok önemlidir. Yatış saatlerini geciktirme pazarlıklarına asla girmeyin. Düzen oturtulduktan sonra nadiren, çok önemli günler için bazı değişiklikler yapılabilir.
Uygun alışkanlıklar edinene kadar, çocuğunuz yattıktan sonra aklının içerde kalacağı çok eğlenceli etkinliklerde bulunmayın.
Yatmadan önceki 20-30 dakikayı sakin bir müzik dinleyerek, kitap okuyarak geçirin. Televizyon seyretmesine izin vermeyin.
Yatmadan önce yapılması gereken alışkanlıklar edinin: bez değişimi, duş yapmak, el-yüz yıkamak, diş fırçalamak, vb.
İyi geceler dileyin, ışığı kapatın ve odadan çıkın.
Güven duymasını sağlayacak battaniye, oyuncak hayvan, gibi bir yardımcı kullanabilirsiniz.
Yatağına koyduğunuzda uyanık olması önemlidir: böylece tek başına uyumayı öğrenir.
Biberonla asla yatağa bırakılmamalıdır. Hem diş çürüklerini, hem de kulak enfeksiyonlarını arttırır.
Düzensiz uyku alışkanlığı olan çocuklar:
Çocuklar çok da sağlıklı olmayan uyku alışkanlıkları edinebilirler. Buna engel olmak için bazı öneriler:
Bağırarak uyanırsa; sakin bir ses tonuyla ona iyi olduğunu, şimdi uyku saati olduğunu anlatın ve daha sonra odayı terkedin.
Kucağa almayın ya da biberon vermeyin. Ancak yatağında yatarken başını, sırtını okşamak gibi yatıştırıcı davranışlarda bulunabilirsiniz.
Sakinleşecek ve uyuyacaktır. İlk birkaç gece sıkıntı yaşayabilirsiniz, ama tutarlı şekilde davranırsanız düzelecektir.
Uyku öncesi süt içiyorsa arkasından ağzını çalkalatmayı unutmayın. Bu diş sağlığı açısından diş hekimlerince önerilmektedir.
Bazen hastalık ya da geziler nedeniyle çocuğunuzun düzeni bozulabilir. Mümkün olduğunca çabuk eski saatlarine geri dönün.
Daha büyük çocuklar yaş ilerledikçe önceki uyku alışkanlıklarını kaybederek düzensiz uyku alışkanlıkları benimseyebilirler. Bu durumda dikkat etmeniz gereken bazı noktalar:
Yatağını terk ederse; onu yumuşak bir şekilde uyarın ve yatağına dönmesini söyleyin.
Gerekli görürseniz küçük bir gece lambasını devamlı yanar bırakın.
Tutarlı olun, her kalktığında onu tekrar yatağına yatırın.
Yatağında kaldığı sürece onu kutlayın, ödüllendirin. Yatakta kaldığı her gece için takvimde bir yıldız işaretleyebilir ve belirli sayıda yıldıza daha sonra bir ödül verebilirsiniz.
Yataktan kalkmayı sürdürürse kararlı bir biçimde yatağına yatırın. Hiçbir etkileşimde bulunmadan kısa bir süre odasında oturun. Sorularına yanıt vermeyin. Bu tür davranmayı sürdürürse ertesi gün yapacağınız, hoşuna giden bir etkinliği yapamayacağınızı söyleyin.
Altı yaşına kadar normal olduğu kabul edilen bir olaydır. Genellikle uykunun ilk 2 saatinde görülür. Çocuk uykuda çığlık atarak ya da ağlayarak uyanır: korkmuştur, sakinleştirilemez ya da iletişim kurulamaz. Gözleri açıktır fakat sizin yanında olduğunuzun farkında değil gibidir. Odasındaki oyuncakların ya da kişilerin korkunç olduğunu düşünmektedir. On ila 30 dakika sürer. Sabah uyandığında genellikle gece olanları hatırlamaz. Gece korkuları zamanla artabilir ve gün içerisindeki uğraşılarını daha fazla etkilemeye başlayabilir.
Çocuğunuzu kucağınıza alın, tekrar uykusuna dönmesini sağlayın, uyandırmaya çalışmayın. Yumuşak sesle, huzur dolu şeylerden konuşun. Işıkları yakarsanız gölgelerden korkusu azalır.
Yatağından kalkmışsa yavaşça onu kendi yatağına götürerek uykusuna devam etmesini sağlayın. Gece korkusu sırasında çocuk merdivenden yuvarlanabilir ya da başını çarpabilir. Kendisini incitecek hareketlerden korumaya çalışın.

Çok yorgun olduğunda gece korkusu riski arttacaktır. Düzenli uyku saatleri olmasına ve dinlenmesine yetecek kadar erken uyumasına özen gösterin.
Bu korkuların uykuya daldıktan ne kadar sonra başladığını not edin. Bir sonraki gece aynı sıralarda her 15 dakikada bir çocuğunuzu uyandırın. Onu 5 dakika uyanık tutun. Bir hafta boyunca bunu tekrar edin. Eğer bıraktığınızda tekrar gece korkusu yaşarsanız yeniden 7 gece boyunca her 15 dakikada bir uyandırmaya devam edin.
Gece başka birisi ile kalacaksa o kişiyi bu tür durumlara karşı önceden uyarın, gece korkusunun ne olduğunu ve nasıl müdahale edileceğini anlatın.
Onun gece gördüğü kötü düşler hakkında konuşmasına izin verin.
Korku verici filmler seyretmesine, duymasına engel olun.
Odasının kapısını açık bırakın. Asla korkmuş bir çocuğun kapısını kapatmayın.
Kendisine güven verecek, sevdiği bir battaniye ya da oyuncakla yatmasına izin verin
Onun kendi yatağında uyumasını sağlayın.
Uyku vakti yaklaştığında neşeli ve mutlu olaylardan söz edin. Küçüklük öykülerini dinlemek bütün çocukların hoşuna gider.
Ona korkulardan kurtulmakla ilgili öyküler okuyun.
Tuvalet eğitimi; çocuğunuza çişinin ya da kakasının geldiğini anlayarak lazımlık ya da tuvaleti uygun zamanda kullanmasını öğretmenizdir.
Her çocuk farklı bir hızla gelişir. Oniki aydan daha küçük bir çocuk barsak ve mesane kontrolünü sağlayamaz; 12-18 ay arasında sınırlı bir kontrol sağlayabilir. Pek çok çocuk 24-36 aylık oluncaya kadar istenen kontrolü edinemez. Ortalama 27 ay sonunda tuvalet eğitimi sağlanabilir.
Tuvalet eğitimine başlamanız için bazı işaretlere dikkat edebilirsiniz:
Lazımlığa ulaşabilecek kadar rahat yürüyebilir.
Gün içinde en az iki saat, ya da tüm gece uykusu boyunca altı kuru kalır.
Tuvaletinin geldiğini size haber verir.
Bezini değiştirmeniz gerektiğini size anlatır.
Bezi ıslandığında rahatsız olur ve bunu belirtir.
Yetişkinlerin ve diğer çocukların yaptıklarını taklit etmekten hoşlanır.
Siz tuvalete giderken arkanızdan gelir.
Sizi memnun etmek için lazımlığa gitmeye başlar.
Dikkat etmeniz gereken bazı noktalar:
Eğer kardeşleri varsa; onları tuvaleti kullandıkları için överken sizi duymasını sağlayın.
Lazımlık kullanmayı tercih edin. Lazımlıkta çocuğunuzun ayakları yere basabilir ve düşmekten korkmaz. Eğer klozet üzerine bir oturak yerleştirecekseniz ayaklarını basabileceği bir zemin sağlayın.
Lazımlıkla oynamasına izin verin. Önce kıyafetleriyle üzerine oturacak daha sonra bezini çıkarıp oturmaya alışacaktır.
Hiçbir zaman zorlamayın. İstediğinde lazımlıktan kalkabilmelidir.
Lazımlık üzerinde 5 dakikadan uzun oturmamalıdır.
Barsak hareketlerini idrarından daha erken farkedebilir: kaka için tuvalet eğitimine idrardan önce başlayabilirsiniz.
Eğer düzenli bir tuvalet alışkanlığı varsa, örneğin yemekten sonra yapıyorsa onu böyle zamanlarda lazımlığa oturtabilirsiniz. Ya da kakasını yapmadan tekrarladığı bir hareket varsa (sessizleşme, köşeye çekilme gibi) lazımlığa oturmasını sağlayabilirsiniz.
Lazımlıkta oturmaya devam etmek isterse, yanına oturup kitap okuyun ya da konuşun.
Çocuğunuz tuvalet alışkanlığı ile ilgili kullandığınız kelimelere dikkat edin (kirli, pis gibi kelimeler kullanmayın).
Çişini ya da kakasını kaçırma gibi durumlarda başka insanların da duyabileceğini unutmayın ve çocuğunuzun rencide olmamasına özen gösterin.
Çocuk yetiştirmedeki en önemli tartışma konularından biri uygun disiplin sağlanmasıdır. Disiplin ailelerin çocuklarının yapmasını bekledikleri ve beklemedikleri şeyleri çocuklarına öğretme biçimidir. Cezadan farklı bir şeydir. Ceza istenmeyen bir harekete karşı oluşur. Oysa disiplin devam eden ve çocuğunuzun kişiliğini oluşturmada onu yönlendiren bir olgudur.
Her çocuk farklıdır. Ancak pek çok çocuk için geçerli ve gerekli bir takım kurallar vardır. Aşağıda disiplinin temel ilkeleri sıralanmıştır:
Disiplin çocuk hareketlenmeye başladığından itibaren başlamalıdır.
Disiplin yaşa uygun olmalıdır.
Çocuğunuzun iyi davranışlarını fark etmeye ve onu ödüllendirmeye dikkat edin. Ödül, küçük bir yeşil kart, elinin üzerine yeşil bir artı işareti olabilir: olumsuz davranışlarda da bunların kırmızısı kullanılabilir.
Ona iyi bir örnek olun: sizin yapmadığınız bir doğruyu yapmak istemeyecek, sizin yanlışlarınızı ise farkına bile varmadan taklit edecektir.
Disiplin sağlandıktan sonra onu kucaklayın. Hoşunuza gitmeyenin kendisi değil, sadece belirli bir davranışı olduğunu anlatın.
Fiziksel şiddet uygun değildir.
Ödüller zaman geçirmeden verilmelidir.
İstenmeyen davranışların azaltılması:
Hiçbir istenmeyen davranış için çocuğunuzu ödüllendirmeyin. Örneğin; öfke nöbeti geçiren bir çocuğa susması için kurabiye vermek kötü davranışı için onu ödüllendirmek olacaktır. Kötü davranışları azaltmak için bazı öneriler:
Davranışı asla onaylamayın, çocuğu görmezden gelin. Sizin onu ikna çabalarınız, işinizi bırakıp onunla sürekli konuşmanız çoğu kez ödül niteliğindedir. Çocuğunuz sizin ilginizi çekmek için olumsuz davranışları kullanabilir. Görmezden, duymazdan gelinecek olumsuz davranışların başında kardeşler arasındaki kavgalar gelir.
Davranışın ceza ile sonuçlanabileceğini söyleyin. Sürdürmesi durumunda sözünü ettiğiniz cezayı kesinlikle verin. Uygulayamayacağınız cezalardan söz etmeyin.
Etkin cezanın iki biçimi vardır:
Çocuğun istediği şeylere sınır getirmek: TV izlemesine izin vermemek, tatlıyı azaltmak,vb
İstemediği bir şey yaptırmak: günlük işler yapması; odasında kalması; vb.
Cezalar, davranışıyla ilişkili olmalıdır, bazan davranışın doğal sonucu olabilir: yemek yemeyi reddeden çocuk aç karnına uyuyabilir, yeterli enerjiyi almadığı için TV izlemeyebilir, parka gidemeyebilir.
Asla fiziksel ceza uygulamayın. Bu tür uygulamalar ona saldırgan olmayı öğretir.
En önemli konu güvendir: size güven duyması için davranışlarınızın tutarlı olması (benzer durumlarda benzer davranışı göstermeniz) yeterlidir.
Çocuğunuzun ağlamaya, yüksek sese başvurmadan sizin ilginizi çekebilmesi gerekir: bunları beklemeden onun sözlerine, isteklerine cevap verin. Kısa süreli bir ilgi, bir bakış yeterlidir.
Bebekler yüksek sesle söylenen “hayır”ı anlayacaktır.
Onun kırması ve kendine zarar vermesi ihtimalinin az olduğu güvenli bir ortam sağlayın.
Hayır, dedikten sonra onu sevdiği bir şeye, örneğin oyuncağına yöneltin.
Kötü davranışı asla ödüllendirmeyin. Öfke nöbetlerini görmezden gelin.
İyi davranışı her zaman ödüllendirin.
Vurma, kırma gibi olumsuz davranışlarını elini tutarak engelleyin. Sakin ama kararlı bir sesle neden yapmaması gerektiği, yerine ne yapabileceği konusunda konuşun. O an sizi dinlemiyor görünse bile kararlı ses tonunuz ve davranışınız ona iyi gelecektir.
Her zaman tutarlı davranın. Yaşamındaki tüm yetişkinlerin aynı biçimde davranıyor olması çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için temel koşuldur.
Çocuğunuzun kesin ve anlaşılır kurallara ihtiyacı vardır.
Çocuğun, bir sonraki etkinliğe hazırlanmak için zamana ihtiyacı vardır. Oyununu bırakıp hemen gelmediği için kızmak yerine, oyuna son vermesi için önceden uyarmanız gerekir.
Neyi neden yaptığınıza ilişkin bolca açıklama isteyecektir.
Kötü davranışları için odasında kalmayı ceza olarak kullanın.
İyi davranışları için ödüllendirin.
İistenmeyen davranışları karşısında çocuğunuzu bir süreliğine yalnız bırakarak davranışı tekrarlamamasını sağlayan bir disiplin biçimidir. Böylece çocuk ailenin kontrolü altında olduğunu ve kendisine bir süre düşünme fırsatı verildiğini anlar. Mola zamanları saldırgan ve zararlı davranışları olan çocuklar için uygun bir yaklaşımdır.
Mola yerine götürürken ona asla fiziksel ceza vermeyin.
Mola yerinden kaçarsa süresini baştan başlatın.
Her defasında, niçin mola verdiğinizi ona açık olarak anlatın.
Mola için seçilen yer daha önceden belirlenmelidir. Örneğin:
Oyun parkı
Odanın köşeleri
Belirli bir oda
Çocuğunuz her yaşı için bir dakika tutabilirsiniz: örneğin 3 yaşındaki çocuk için 3 dakika mola
Mola süresi üç yaşına kadar olan çocuklar için hiçbir zaman 5 dakikadan uzun olmamalıdır.
Ana-baba olarak molanın sonlandığına siz karar verin. Ona sürenin dolduğunu söyleyin ve normal etkinliklerine dönmesine izin verin.
Mola sonrasında ona normal davranın. Davranışı üzerinde tekrar uyarıda bulunmayın.

Yukarıda sayılan tüm kurallara ek olarak:
Kendi görüş ve duygularını anlatması için ona olanak tanıyın.
Ona seçme şansı verin.
Ona kendi kötü davranışlarını kendisinin çözmesi için fırsat verin.

Bu dönemde kendilerini ve kendi sınırlarını anlamaya ve tanımaya çalışmaktadırlar
Ailelerinin kendilerini anlamasına ihtiyaçları vardır.
Çocuğunuzun olumsuz davranışlarının uzun dönemdeki etkilerini anlamasını sağlayın: bunun için soru-cevap şeklinde fikir jimnastiği yapabilirsiniz.
Çocuğunuzun, ailede ve çevrede kabul gören ifade biçimlerini öğrenmeden önce güçlü duygularını dışarıya vurma şeklidir. Çocuğunuz tümüyle kontrol dışındaymış gibi görünmesine karşın; kendini yerden yere yuvarlaması, oyuncaklarını sağa sola atması; vb.. normal gelişimin bir parçasıdır. Öfke nöbetleri genelde sadece ailenin yanındayken olur. Aileler çocuğu neye böyle bir tepki verdiğini zamanla öğrenecektir.
Öfke nöbetleri yaklaşık bir yaşındayken başlar ve üç yaşına kadar devam edebilir. Neredeyse her çocuk böyle bir dönemi geçirir, fakat dört yaşındayken artık daha uygun tepkileri öğrenmeye başlayacaktır. Öfke nöbetleri karşısında takınacağınız tutum çocuğunuzun olumlu davranışlar edinmesine yardımcı olacaktır.
Çocuğunuz büyüdükçe daha bağımsız olacak ve pek çok şeyi kendi başına yapmak isteyecektir. Yapamadığı şeyler onu haya kırıklığına uğratacaktır. Hasta, yorgun ya da aç olduğunda bu nöbetleri artacaktır. Öfke nöbetlerine neden olan bazı durumlar:
Kendi başına hareket etmek ister, beceremeyince hayal kırıklığı yaşar.
Kuralları denemeye, ilgi çekmeye çalışır.
Elinden bir şey alınmıştır.
Kendini ifade edecek tüm kelimeleri öğrenmemiştir fakat yoğun duyguları vardır.
Sizin ondan ne istediğinizi anlamamıştır.
Yorgun ya da açtır.
Endişeli ya da kırgındır.
Evin içinde gerginlik hissetmektedir.
Başka bir çocuğun öfke nöbetini görmüş ve kazanç sağladığını öğrenmiştir.
Öfke nöbetleri beklenmedik bir şekilde başlayabileceği gibi bazan aileler, nöbet öncesinde çocuğun hayal kırıklığı yaşadığını ve üzüldüğünü farkedebilir. Hangi durumların onu üzdüğünü bilmeniz sizin hazırlıklı olmanızı sağlar: örneğin onun çok yorulmasını ya da aç kalmasını önleyebilirsiniz. Öfke nöbetlerine engel olmak için bazı öneriler:
Uyku ve yemek saatlerindeki alışkanlıklarınıza kesinlikle uyun.
Öfkelendiğinde, ilgisini bir oyuncağına çekmeye çalışın.
Çocuğunuzdan beklentileriniz konusunda gerçekçi olun; hiçbir zaman onun mükemmel olmasını beklemeyin.
Onu hayal kırıklığı yaratabilecek olaylara önceden konuşarak hazırlamaya çalışın.
Kurallarınız olduğunu öğretin ve onlara sıkı sıkı uyun.
Bazı yararlı öneriler:
Sakin olun.
Sakinleşinceye kadar görmezden gelin.
Asla fiziksel ceza vermeyin.
Asla öfkesine müdahale etmeyin bu şekilde sizin ilginizi çekmek istediğinde bunu kullanacaktır.
Asla nöbetini durdurursa onu ödüllendireceğinizi söylemeyin. Ödülü almak için nöbeti kullanacaktır.
Kendisine zarar verebilecek cisimleri ortamdan uzaklaştırın.
Nöbet sırasında görmezden gelmekle birlikte, nöbet bitince kısa bir mola vererek onu cezalandırın.
Öfke nöbeti hakkında bilmeniz gerekenler:
Çocuğunuz büyüdükçe öfke nöbetleri azalacaktır. Nöbetleri arasında çocuk tamamen normal etkinliğine dönecektir. Aşağıdaki durumlarda doktorunuza başvurun:
Nöbetleri uzun sürüyor ve çok şiddetli geçiyorsa.
Konuşmada sıkıntı çekiyor ve sizinle iletişim kuramıyorsa.
3-4 yaşında sonra hala nöbetleri devam ediyorsa.
Nöbeti sırasında nefesini tutuyor ve baygınlık geçiriyorsa.
Kendine ve çevresindekilere zarar veriyorsa.
Yalan ve çalma okul çağı çocuklarında sıkça görülen, uygunsuz davranışlardır. Ağır durumlarda ciddi psikososyal sorunlar yaratabilir fakat yaygın şekli ile büyümenin normal bir parçasıdır. Erkeklerde kızlardan daha sıktır ve en çok 5-8 yaş arasında görülür.
Çocuğunuz yalan söylediğinde ne yapmalısınız?
Yalan söylediğini farkettiğinizde yaşını ve gelişim durumunu gözönüne alın. Üç yaş altındaki çocuklar bilinçli olarak yalan söylemezler. Ne söylediklerinin farkında değildirler ve sadece sözcükleri kullanmaktadırlar. Cezadan kaçmak için yalan söyleyebilirler, fakat bunun kötü olduğunun farkında değillerdir.
Üç-7 yaş arasında gerçek ve hayal dünyalarını ayırmada zorluk çekerler. Hayali arkadaşları ve öyküleri olabilir. Yalanları çoklukla bu öykülerdir. 
Altı-12 yaşları arasında yalanın ne olduğunu ve kötülüğünü anlayacak durumdadır. Buna karşın yetişkinlerin kurallarını test etmek için yalan söylemeye devam edecektir. Bu dönemde kurallar çok önemlidir.
Çocuğu yalan söylemeye iten diğer sebepler:
Çocuklar ailelerin kendilerinden beklentileri çok yüksekse bunları karşılamak için yalan söyleyebilir, örneğin okul başarıları konusunda.
İstenmeyen bir hareketi neden yaptığı sorulduğunda yalan söyler. Çünkü hareketini açıklayamaz.
Disiplin almamış çocuk yalan söyler.
Ödüllendirilmeyen çocuk ilgi görmek için yalan söyler.
Aşagıdaki durumlarda mutlaka bir çocuk ruh sağlığı uzmanı ile konuşun:
Yalan söyleyen çocuk başka davranış sorunları da yaşıyorsa: yangın çıkarmak, hayvanlara kötü davranmak, uyku düzensizliği, aşırı hareketlilik, vb.
Arkadaş edinemiyorsa,
Başkalarından birşeyler almak için yalan söylüyorsa.
Çalma aileler için her zaman büyük bir sorundur. Okul yıllarında çalma yaygın bir sorundur ve arkadaş baskısıyla da olabilir.

Üç yaş altındaki çocuk bilinçli olarak çalmaz, neyin kendisine ait olmadığını anlayamadığı için alır.
Üç-7 yaşları arasında başkalarının eşyalarına saygı duyar. Fakat başkasında görüp çok istediği bir eşyayı alabilir.
Sekiz-9 yaşından itibaren çocuk çalmanın ne anlama geldiğini ve kötü olduğunu anlayacaktır. Bu yaştan sonra çocukların çalmaya devam etmesinde:
Arkadaş baskısı.
Özgüven eksikliği.
Arkadaş edinememe ve onları satın alma isteği.
Ailelerinin dikkat ve ilgisini çekme isteği etken olabilir.
Aşağıdaki durumlarda mutlaka çocuk ruh sağlığı ya doa hastalıkları uzmanlarından yardım isteyin:
Çalan ve bundan ötürü rahatsızlık duymayan, 7 yaşından büyük çocuk.
Sürekli olarak çalan çocuk.
Başka davranış sorunları da olan çocuk

Çocuğunuz büyüdükçe gördüklerinden ve duyduklarından etkilenmesi daha kolay olmaya başlayacak, bu nedenle TV etkinlik kazanacaktır. Bir kısım TV programları gerçekten eğiticidir ve seyredilmelidir. Ancak pek çok çocuk gereğinden fazla TV seyretmektedir. TVu bebeği ya da çocuğu oyalamak için kullanmak, bebeği karşısına oturtup ev işlerini yapmak, ya da çocuğun saatlerce izlemesine izin vermek yanlıştır. Çocuğu hareketsiz tuttuğu gibi üretken bir uğraşı yapmasını da engeller. Televizyon karşısında fazla zaman geçiren çocuklarda fazla kilo alma, kemik ve eklem bozuklukları daha sık görülür. Çok fazla TV seyreden çocuk okumaya, oyunlara daha az zaman ayırmaktadır. TV sağlıksız beslenme alışkanlığına örnek olmaktadır. Ayrıca TV programları çocuklara şiddet ve korku göstermekte, çocuğun yaşı, zihinsel ve duygusal durumu uygun olmadan önce alkol, uyuşturucu ve cinsellik içeren görüntüler sunmaktadır. Aileler çocuğun seyredeceği programları ve süreyi kontrol altında tutmalıdır. Aşağıda bazı öneriler verilmiştir:
Programları seçin. TV’u rastgele açmayın, mutlaka önceden planlayın. Sizin ona bir program seçmenizdense, izlemesini uygun gördüğünüz iki program arasında kendisinin seçim yapmasını sağlayın.
Günde en fazla 1 ya da 2 saat TV seyretmesine izin verin.
Televizyonu uzun süreli açık tutma alışkanlığınız varsa eğitici kanalları açık tutun.
Çocuğunuzla birlikte TV seyredin. Programın ne olduğu, iyi ve kötü yönleri hakkında onunla konuşun.
Onun görmemesi gereken yerde TV’u kapatın. Ona açıkça yaşı ve deneyimi açısından programı uygun görmediğinizi söyleyin.
Tüm çizgi filmlerin çocuğunuza uygun olduğunu düşünmeyin. Pek çoğu vahşet dolu sahneler içerir.
Gün içerisindeki pek çok program: örneğin “talk show”lar, pembe diziler çocuğunuz için uygun değildir.
Kendiniz daha az TV seyrederek, daha fazla okuyarak ona örnek olun. Ona da dergi, kitap okuyun.
TV yerine başka, eğlenceli etkinlikler bulun, hatta bir liste yapın. Çevrenizdeki diğer anne-babalarla da konuşarak listenizi genişletin.
TV’u, iyi davranışlarına ödül olarak kullanmayın. Gezintiyi, dışarı çıkmayı kullanın.
Okul başarısı iyi olmayan çocukların TV seyretme süreleri hergün yarım saat azaltılmalıdır.
Yemek sırasında asla TV seyretmesine izin vermeyin.
![]() |
Aşılar hastalıklardan korunmak amacıyla vücuda verilen ve vücudun karşı-madde (antikor) yapmasını sağlayan maddelerdir. Ülkemizde uygulanan güncel aşılama programı:
2.ay DTB (Difteri,tetanoz,boğmaca karma aşısı)
OP (Ağızdan çocuk felci)
BCG (Verem)
Hib (Menenjit, zatürre)
4.ay DTB
OP
Hib
HBV (B tipi sarılık)- gerekli koşullarda daha erken yapılır.
6.ay DTB
OP
Hib
HBV
9.ay Kızamık
HBV
15.ay MMR (Kızamık,kabakulak,kızamıkçık)
18.ay DTB
OP
4-5 yaş DTB
OP
6-7 yaş BCG
MMR (Kızamık,kabakulak,kızamıkçık)
10-12 yaş dT (difteri, tetanoz)
OP
Hepatit A (A tipi sarılık) (2 yaşından sonra isteğe bağlı olarak yapılabilir)
Suçiçeği (1 yaşından sonra isteğe bağlı olarak yapılabilir)
Pek çok ilaç gibi aşılar da bazı etkiler: örneğin ateş, kolda ağrı yapabilir. Bu gibi durumlarda doktorunuzla konuşun. Herşeye karşın, çocuğunuzun hastalığın kendisinden korunması bu etkilerden çok daha önemlidir.
Aşılama sonrasında çocuğunuzun huzursuzluğu, ateşi, ağrısı olabileceğinden daha fazla ilgi ve şefkate ihtiyacı olacaktır.
Şişlik ve ağrı için:
Ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak parasetamol türevi bir ilaç kullanabilirsiniz.
Temiz ve soğuk bir bezi ağrıyan bölgeye koymanız onu rahatlatabilir.
Aşağıdaki durumlarda doktorunuza başvurun:
Enjeksiyonun yapıldığı yerde kırmızı ve şiş bir alan varsa, cildi sıcak ve hassas ise,
Yüksek ateş varsa,
Fazla halsiz ve hareketsizse,
Sürekli olarak ağlıyorsa,
Farklı bir ses tonuyla ağlıyorsa,
Titremeler ve kasılmalar oluyorsa.
Üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) halk arasında soğuk algınlığı olarak bilinen, sık karşılaşılan enfeksiyonlardır. Doktora başvuruların ve okul devamsızlığının en sık nedenlerinden biridir. Burun ve boğaz yüzeyini kaplayan zarların virusler tarafından enfekte edilmesi ile oluşur. İkiyüzden fazla virus bu yolla hastalık yapabilir. En sık karşılaşılanlar rinovirus ve koronavirus adlı viruslerdir.
ÜSYE hakkında bilmeniz gerekenler:
Pek çok çocuk yılda 6 ya da 8 kez ÜSYE geçirir. Kreşlere devam eden çocuklarda bu daha da artabilir.
Altı yaşından sonra sıklığı azalır.
Ergenler yılda 2 ya da 4 kez ÜSYE geçirirler.
Çocuklar en sık sonbahar ve kış aylarında soğuk algınlığı yaşarlar. Bu dönem Ağustos ayının sonundan Mart-Nisan aylarına kadar devam eder. Bu sıklığın nedeni çocukların kapalı ortamlarda daha çok zaman geçirmeleri ve birbirleriyle daha fazla ilişkide bulunmalarıdır. Ayrıca düşük nem oranı, burun mukozasının kurumasına ve direncinin azalmasına neden olur.
Soğuk algınlığı belirtilerine ne neden olur?
Sayıları 200’ün üzerinde pek çok farklı virüs tipi soğuk algınlığına neden olabilir.
Virüs çocuğunuzun vücuduna girdikten sonra bir dirençle karşılaşır. Bu çocuğunuzun bağışıklık sistemidir. Bu sistem:
Burun salgısını arttırır (burun akıntısı).
Burun içerindeki mukozanın şişmesine neden olur (burun tıkanıklığı).
Hapşırtır (burun tahrişi nedeniyle).
Öksürtür (boğazına doğru yoğun salgı akışı vardır).
Hastalık kapabilmesi için başka bir kişiden virüsü almış olması gerekir. Virüs şu şekillerde bulaşabilir:
Hava yoluyla
Eğer soğuk algınlığı olan bir kişi hapşırırsa virüs havaya saçılır. Çocuğunuz bu havayı soluduğunda virüs onun burnuna yerleşecektir.
Doğrudan temas
Çocuğunuz hasta kişiye dokunmuştur: çocuklar birbirlerinin burnuna, ağız ve gözlerine dokunurlar, birbirlerinin eşyalarıyla oynarlar. Oyuncaklar ve eşyalarla virüsün yayıldığı bilinmektedir.
Soğuk algınlığının belirtileri nelerdir?
Çocuğunuz virüsü aldıktan 1-3 gün sonra belirtiler başlar. Yaklaşık olarak bir hafta sürer, ama bazen iki haftaya kadar uzayabilir. Aşağıda en sık görülen belirtiler sıralanmıştır:
Bebekler:
uyuyamama
huzursuzluk
burun tıkanıklığı
bulantı ve kusma
ateş
Çocuklar:
burun tıkanıklığı
boğaz ağrısı ve kaşıntı hissi
gözlerde sulanma
hapşırık
kuru öksürük
kas ve kemik ağrısı
başağrısı
ateş
titreme
burunda önce sulu daha sonra yeşil ve sarıya dönen akıntı
yorgunluk ve halsizlik
Tüm bu beliritiler başka hastalıklarda da görülebilir. Birkaç günden fazla sürerse doktorunuza başvurun.
Nezle ve grip arasındaki farklar?
Nezle ve grip iki ayrı hastalıktır. Nezle ya da soğuk algınlığı zararsız ve genelde kendiliğinden düzelen bir hastalıktır. Bazen ikincil bir enfeksiyona (kulak iltihabı gibi) yol açabilir. Oysa, grip daha sık ve ağır komplikasyonalara yol açabilmektedir. Zatürre ve hatta bazan ölüm görülebilmektedir. Nezle ve grip arasındaki farklar:
| Grip |
|
| Hafif ateş ya da ateşsiz |
Yüksek ateş |
| Boğaz ağrısı |
Boğaz ağrısı bazen |
| Başağrısı seyrek, hafif |
Başağrısı günün çoğunda |
| Burun tıkanıklığı, akıntısı |
Burun tıkanıklığı her zaman görülmez |
| Kuru, hafif öksürük |
Sık öksürük |
| Hapşırık |
Hapşırık seyrektir |
| Hafif ağrılar |
Belirgin kas ağrıları |
| Hafif yorgunluk |
Yorgunluk haftalarca sürebilir |
Nezleye kimler daha sık yakalanır?
Genel olarak çocuklar yetişkinlerden daha sık nezle olurlar. Çünkü bağışıklık sistemleri yeterince gelişmemiştir ve birbirleriyle özellikle kreş ve yuvalarda daha fazla temas halindedirler. Her çocuk yılda ortalama 6-8 kez nezle olurken yetişkinler yılda 2-4 kez nezle olur.
Pek çok vakada tanı ailenin belirttiği belirtilerle konur. Ama aynı şikayetler başka hastalıklarda da ortaya çıkabileceğinden her zaman doktorunuzla konuşun.
Nezlenin bir tedavisinin olmadığı ve antibiyotiklerin işe yaramayacaği unutulmamalıdır. İlaçlar belirtileri hafifletebilir ama hastalığın iyileşmesini hızlandırmaz. Bu nedenle tedavi ancak rahatlatıcı amaçlıdır.
Doktorunuz:
çocuğunuzun yaşı, genel sağlık durumuna,
hastalığın durumuna
çocuğunuzun tedaviye duyarlılığına
hastalığın tahmin edilen seyrine
göre bir tedavi önerecektir.
Genel olarak dikkat edebileceğiniz şeyler:
su alımını arttırın: bu burun içinde kurumaya engel olacaktır

Pasif içiciliğe engel olun: Çocuğunuzun bulunduğu ortamda sigara içimi burun ve boğazı mukozasının direncini düşürecektir.
Burun tıkanıklığı olduğunda:
Belirli oranda tuz içeren, steril su (serum fizyolojik) damlatılabilir,
İnce uçlu bir pompayla burun temizlenebilir,
Oda içerisinde soğuk buhar yapılabilir,
Bazı durumlarda parasetamol içeren ağrı kesiciler çocuğunuzun rahatsızlığını azaltabilir, ama doktorunuza danışarak kullanınız.
Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve öksürük için başka ilaçlar da kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar hakında doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz.
C Vitamini ve nezle 
Bol miktarlarda alınan C vitamininin nezleyi önleyebileceği konusunda ispatlanmış veri yoktur, ancak hastalığın süresini kısaltabilir. Bunun yanısıra uzun süre ve fazla miktarda C vitamini alımı ishale, idrar ve kan tahlil sonuçlarında yanılmalara yol açabilmektedir. Çocuğunuzun her zaman, günlük ihtiyacı kadar, nezle, grip gibi enfeksiyonlar sırasında da bundan daha fazla C vitamini alması gereklidir.
Çocuğumun nezle olmasını engelleyebilir miyim?
Birtakım basit önlemler alarak çocuğunuzun nezle olma ihtimalini azaltabilirsiniz.
Nezle olan insanlardan uzak tutun,
Ellerini sık sık yıkamasını ve ellerini yıkamadan ağız, burun ve gözlerine dokunmamasını anlatın,
Oyun alanı ve oyuncaklarının, özellikle başka çocuklarla oynadığı yerlerin, temiz olduğundan emin olun.
Nezlenin olası komplikasyonları nelerdir?
Çocuğunuz nezle olduğunda görebileceğiniz olumsuz sonuçlardan bazıları:
Kulak enfeksiyonları
Sinüs enfeksiyonları
Zatürrie
Boğaz enfeksiyonları.
Nezleden sonra ateşi düşmüyor, öksürüğü geçmiyorsa ileri tetkik ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Genel inanışın aksine soğuk hava ya da üşütme nezleye sebep olmamaktadır. Fakat kış ve sonbahar aylarında daha fazla sayıda nezle görülmektedir. Bu bazı faktörlere bağlı olabilir:
Bu dönemlerde okullar açıktır ve çocuklar virüse daha fazla maruz kalmaktadır,
Kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmekte ve birbirleriyle daha fazla temas etmektedirler,
Düşük nem oranı burun ve hava yollarındaki deriyi kurutarak zayıflatmaktadır.
Çocuk polikliniklerinde en sık karşılaşılan hastalıklardan biridir,
Sıklıkla 7 yaş altında en sık da 6 ay ile 3 yaş arasında görülür: Çocukların %75’i üç yaşından önce en az bir kez otit geçirirler,
Bir kez otit olan çocukların yarısı 3 yaşından önce en az 3 kez daha geçirirler,
Otit daha çok çocuklarda görülmesine karşın yetişkinlerde de olabilir,
Erkeklerde kızlardan daha sıktır,
Kış ve bahar aylarında daha sık görülür.
Her çocuk otit olabilir fakat bazı faktörler riski arttırmaktadır:
Sigara içilen ortam,
Ailede yatkınlık olması,
Alerjik yapıya sahip olmak,
Zayıf bağışıklık sistemi,
Kreş ve yuvaya gidiyor olmak,
Nezle olmak,
Anne sütü almamak,
Yatar durumda ve biberonla beslenmek.
Orta kulağı boğaz bölgesine bağlayan Östaki kanalının işlev bozuklukları otite yol açar. Östaki kanalı dış kulak ve orta ulak arasında basınç dengesini ve orta kulaktan sıvı akışını sağlar. Eğer bu sıvı akışında bir sorun olursa, içerinde bakteri ve virüslerin üreyebileceği bir ortam oluşur. Östaki tüpünün çalışmamasına yol açan bazı sebebler:
Nezle ya da alerji sonucunda burun, boğaz ve östaki tüpünü çevreleyen epitelin şişmesi, böylece sıvı akışının azalması,
Kanalın doğuştan şekil bozuklukları.
Bütün otitlerde mikrop bulunmaz. Bazan orta kulakta sadece sıvı toplanmıştır: bu durumda da çocuk kulakta şişlik ve işitme kaybından şikayetçidir, ancak ateş olmaz.
Her çocukta farklı belirtiler olabilir. En sık karşılaşılan belirtiler:
Huzursuzluk,
Uyuyamama ya da uykudan uyanma,
Kulağını tutma,
Ateş,
Kulak akıntısı,
Kulak ağrısı,
Bulantı ve kusma,
İshal,
İştah kaybı,
Burun tıkanıklığı,
Boğaz ağrısı
Dengesizlik.
Doktorunuz sizden bilgi aldıktan sonra otoskop adı verilen bir aletle çocuğunuzun kulağını muayene edecektir. Otoskop kulağın içini görmeyi sağlayan ışıklı bir araçtır.
Timpanometri, kulak içindeki basınç farklarını ölçen bir testtir. Küçük çocuklarda uygulanması zordur çünkü hastanın sakin durması, hareket etmemesi gerekmektedir.
Sık otit geçiren çocuklarda işitme testleri yapılmalıdır
Doktorunuz:
Çocuğunuzun yaşı, sağlık durumu,
Enfeksiyonun yaygınlığı,
Çocuğunuzun ilaç ve tedaviye duyarlılığına bakarak size uygun bir tedavi önerecektir.
Ayrıca:
Ağızdan ya da kulaktan damla şeklinde antibiyotik ,
Ağrı kesiciler önerilebilir.
Eğer kulak içerisine sıvı birikimi 3 aydan uzun süre devam edecek olursa kulağa tüp yerleştirilmesi gündeme gelebilir. Bu cerrahi bir işlemdir ve ortakulakta biriken sıvının akışını sağlamaktadır. Çocuk tüp yerleştirildikten sonra normal işitmeye kavuşur. Altı-12 ay sonra tüp çıkarılabilir.
Ayrıca doktorunuz adenoid (geniz eti) adı verilen lenf dokularının alınmasını da önerebilir.
Tedaviye karar verirken otitin tipi önemlidir. Doktorunuza mutlaka danışmalısınız.
Tedavi edilmeyen otit sonrasında:
Kafanın içindeki diğer bölgelerde enfeksiyon,
Kalıcı işitme kaybı,
Konuşma ve dil gelişiminde sorunlar görülebilir.
Farenjit ve tonsillit boğaz enfeksiyonlarıdır. Eğer bademcikler daha çok etkilendiyse tonsillit, boğaz daha çok etkilendiyse farenjit adı verilir. Yakın temasla bulaşmaktadır. Kış aylarında bakteriyel, yaz aylarında viral etmenler görülmektedir.
En sık 6 ile 8 yaş arası çocuklarda görülür
Pek çok etken boğaz enfeksiyonuna yol açmaktadır. En sık karşılaşılanlar:
virusler
bakteriler
Bunlar arasında beta-hemolitik streptotoklar eklem romatizması ve böbrek tutlumuna (nefrit) yol açabilecekleri için özel önem taşırlar. Bunlar 2 yaşın altında nadirdir.
Mantar enfeksiyonları,
Parazitler,
Sigara dumanı ve kirli hava.
Belirtiler hastalık yapan sebebe ve hastaya göre değişmektedir. En sık karşılaşılan be